Gayriresmi tercüme

16.04.06. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sn. Sergey V.Lavrov’un Anadolu Ajansına verdiği mulakat (İstanbul, 16 Haziran 2004)

‘1. Rusya, her zaman olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti ile karşılıklı yarara dayalı, dostane ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem veriyor. Biz, ülkenizi, iyi bir komşu, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde önemli bir ortak olarak görüyoruz. Çeşitli alanlarda  dinamik bir şekilde giderek gelişmekte olan Rus-Türk ilişkilerinin bunkü durumundan memnun olmaktayız. Bu ilişkilermizi çok yönlü ve yapıcı ortaklık seviyesine müşterek olarak çıkarmaya niyetliyiz. Böyle bir gelişmenin ülke halklarımızın köklü menfaatlerine uygun olup Avrasya bölgesinde barış ve istikrarın pekiştirilmesine yardımcı olacağı inancındayız.

(Soru: Rusya’nın Irak ve Ortadoğu problemine ilşkin tutumu nedir)

2. Irak krizinin başından beri Rusya, bu sorunun Birleşmiş Milletler’nin himayesinde ve uluslararası hukuk bazında siyasi olarak çözümlenmesi için sabit bir çizgi izliyordu. Böylece biz, İrak’ın geleceğini her zaman, milli veya dini farklılıklara bakılmaksızın tüm vatandaş haklarının eşit derecede garanti altına alınacağı barışsever, bölünmez ve demokratik devletin kurulmasına bağlıyorduk. BM venlik Konseyi’nce 8 Haziran 2004 tarihinde 1546 sayılı kararın alınmasıyla birlikte İrak problemi tanziminde yeni bir aşama başlamış bulunmaktadır. 30 Haziran nü Irak’ın işgali sona eriyor, Irak halkının önünde barış hayatının sağlanması için yeni görevler ortaya çıkıyor. Önümüzdeki dönemde devletin yapısı belirlenecek, anayasa ele alınarak kabul edilecek, yeni kurulan iktidar sisteminde seçimler hazırlanıp yapılacaktır. Böyle bir durumda, ülkenin rehabilitasyonu ve yeniden yapılanma çalışmalarında milli birliğin yüksek seviyesi ve 1 Haziran nü kurulan Geçici Hükümet’in devamlı gayretleri gerekecektir. Kuşkusuz, uluslararası topluluk bu sorunların çözümü için İrak’a gerekli yardımda bulunmalıdır. Bu yönde hazırlanan BM venlik Konseyi’nin 1546 sayılı kararı gereğince BM’ye, siyasi sürecin ilerlemesi ve ülke ekonomisinin rehabilitasyonu için Irak makamlarına yardımcı olmak üzere önemli bir rol düşmektedir.

Ayrıca asker harekata neden olmuş ve halen çözümlenmemiş  olan İrak’ta kitle imha silahlarının bulunması ile ilgili sorunların açığa kavuişturulmasının gerektiğine ilişkin karar’da yer alan ilgili hükümleri önemli buluyoruz.

İrak’ın geçici kurumlarının uluslararası desteğe ihtiyacını ve geçiş dönemin zorluluklarını gözönünde bulundurarak ülkenin tüm etikili siyasi çlerinin, komşu ülkelerin ve BM GK üyelerinin katılımıyla uluslararası bir konferansın düzenlemesine ilişkin Rusya’nın teklifi hala ndemde bulunmaktadır.

Rusya’nın İrak çözümüne olan maddi katkısına gelince Rus uzmanlar, ülkenin hayati önem taşıyan altyapı ve enerji tesislerinin yeniden kurulmasına yardımcı olmak üzere askeri harekattan hemen sonra İrak’a geldiler. Bundan böyle, tabii ki, vatandaşlarımızın venliği sağlanmak şartıyla yeni İrak makamlarına yardımcı olmaya hazır bulunmaktayız.

3. İsrail hükümetinin geçenlerde onaylamış olduğu A.Şaron’un Filistinlerden ayrılma girişimi konusuna gelince buna yönelik ilkeli yaklaşımımız değişmedi. İsrail’in Gazza sektörü ve West Bank’tan çekilmesine ilişkin teklif edilen tedbirler, barış sürecinin yeniden başlatılması için önemli ve olumlu bir rol oynayabilir. Tabiatıyla, bunun yanısıra bütün bu adımlar, uluslararası arabulucuların oluşturduğu ‘dörtlü’ tarafından hazırlanan Ortadoğu çözümüne ilişkin yol haritasının çerçevesinde olup esasında Arap topraklarının işgaline son vermesine ve sonuçta İsrail ve Filistin’in iki devlet olarak birarada yaşama fikrinin gerçekleşmesine yol açmalıdır.

Öngörülen tedbirlerin uygulanmasından sonra barış çabalarının durmaması, bu tedbirlerin kapsamlı çözüm sürecinin bir parçası haline gelmesi de önemlidir. Gerçekten kalıcı barışın, Birleşmiş Milletler venlik Konseyi’nin 242, 338, 1397 ve 1515 sayılı kararları ve Madrid ilkelerinden oluşan dünyaca tanınmış uluslararası yasal esastaki müzakereler yolu ile tesis edilebileceği inancındayız.

(Soru: Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme çabaları, özellikle ‘medeniyetler kavgası’ ve bu arada din esasındaki kavgalar bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz? Sayın Bakanın fikri ile, bunun Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecine yansıması mümkün mü?)

4. Avrupa Birliği’nin genişlemesi ve mekanizmalarının değişim süreclerini dikkatle izliyoruz. Parçalayıcı hatlar olmayan Büyük Avrupa’nın kurulmasından her zaman yana olduğumuzu açıklıyoruz.

Rusya, başlıca inançların temsil edildiği en büyük Avrasya ülkesi olarak ‘medeniyetler kavgası’ fikrini karalı bir şekilde reddeder.

(Soru: Kıbrıs sorununun çözümüne Rusya’nın yaklaşımı nedir?)

5. Rusya’nın, Kıbrıs çözümündeki tutumu sabittir. Kıbrıs’ta, Birleşmiş Milletler ilgili kararları esasında ve BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı, yaşayabilir ve adil çözümü sağlamak amacı ile hem Kıbrıslı taraflarla, hem de diğer devletlerle işbirliğine hazırız.

Uzlaşma arayışının, Kıbrıs’taki hem Rumların, hem de Türklerin yasal çıkar ve kaygılarını dikkate alınarak gönüllü esasta olması gerektiğinden hareket ederiz.

Rusya; Kıbrıs Türklerine mali ve ekonomik yardımın yapılması yönündeki adımlarını destekler. Bu yardımlar, verilmesini sağlayan ve Birleşmiş Milletler Kıbrıs ile ilgili kararlarını ihlal etmeyecek uluslararası mekanizmaların kurulması koşulu ile yapılmalıdır.

(Soru : Karadeniz Boğazlarını by pass edecek Rus petrolunun alternatif taşıma projeleri var mı)

6. Son zamanlarda bu problem daha çok konuşulmaya başlandı. Sözkonusu problem enerji kaynaklarının dünyaya ulaştıracak yolların çeşitlendirilmesinin gerekliliğine, petrol ve petrol ürünlerinin Avrupa piyasasına venli ve istikrarlı bir şekilde sevk edilmesinin sağlanmasına doğrudan bağlıdır.

Son ayların gelişmeleri, piyasanın her türlü aksamalara ve hatta ani fiyat çıkışları nedeniyle enerji kaynaklarının sevkiyatında aksamaların meydana gelmesi ile ilgili olası risklere bile tepki verdiğini gösteriyor. Böyle durumlarda, ithalatçı ülke ve, böylece, sıradan tüketiciler önemli miktardaki kaybına uğramaktadırlar. Ve tam tersine, enerji kaynaklarını piyasalara taşıyan yolların aksatmadan çalışması ise olumlu bir şekilde genel konjönktüre yansımaktadır.

Diğer bir deyişle, hem ihracatçı, hem de ithalatçı ülkeler, sadece ana petrol taşınma yollarının en etkin bir biçimde ve uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde kullanıldığı takdirde kazançlı oluyorlar. İşte bunun için Boğazlarda geçiş kapasitesinin arttırılması için rezervlerin bulunduğunu gözönünde bulundurarak efektif gemi seyrinin arttırılması konusunda Türk Tarafı ile yakın temasta bulunup Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve diğer ilgili makamlarını temsil eden meslektaşlarımızla aktif bir şekilde istişarelerde bulunuyoruz. Bu arada bu görüşe sadece uzmanlarımız değil, otoriteli uluslararası kurum ve örtlerin bilirkişileri de katılmaktadır.

Bunun yanı sıra, biz Boğazlardan yapılan tankerli petrol sevkiyatının yüksek konsantrasyonuna ilişkin Türk kamuoyu’nun kaygılarını özel bir dikkatle izliyoruz. İhracat kapasitesinin eksik olmasına rağmen Rusya’nın yakın zamanda Karadeniz istikametinde petrol sevkiyat miktarının önemli ölçüde arttırmaya düşünmediğini belirtmek isterim. Bilindiği gibi Rusya, Baltık boru hattı sistemini çabuk bir şekilde geliştiriyor. Bunun dışında Sibirya’dan ulaştırılacak petrol için Rusya’nın kuzeyinde gerçekleştirilecek projeler de büyük perspektifler vaad ediyor.

Ayrıca Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Polonya, Slovakya, Macaristan ve Hırvatistan’ın katılımıyla yapılan anlaşmada öngörüldüğü gibi ‘Drujba’ ve ‘Adria’ petrol boru hatlarının birleştirilmesiyle Karadeniz Boğazların üzerindeki yük azaltılacaktır.

Biz enerji kaynaklarını piyasalara ulaştıran Karadeniz bölgesindeki diğer seçenekleri de dikkatle inceliyoruz ve mevcut olan projeler üzerinde ilgili devletlerle görüşmeleri sürdürmeye hazırız.