Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü A.V.Yakovenko’nun Hürriyet gazetesi Moskova Bürosu Muhabiri N.Hacıoğlu’ya verdiği mülakat, 21 Şubat 2004

Soru : Son bir kaç yıl içerisinde RusCa ile Türkiye arasında devletlerarası düzeyde temaslarda bir kopukluk gözlenmektedir. Sizce A.l’ün ziyareti ilişkilerin derinleşmesinde yeni bir aşama olabilir mi?

Yanıt :Rusya, bizim ney komşusu, bölgesel ve uluslararası işlerde önemli ortağımız olan Türkiye ile ilişkilerin gelişmesine büyük bir önem vermektedir. Ülkemiz arasında yüksek düzeyde dahil olmak üzere istikrarlı siyasi diyalog sürdürülmektedir. Rusya ve Türkiye Yöneticileri çeşitli uluslararası toplantılarda buluşluyor, telefonla birbirini arıyor, mesajlar gönderiliyor. Bunun için temasların kopukluğundan bahsetmek yanlış olur.

            Rus-Türk ilişkilerinin kapsamlı olarak gelişmesinin, ikili diyalogta olumlu dinamiğin genişlemesinin ve iyi komşuluk çerçevesinde ortak hareket etmenin pekiştirilmesinin her iki tarafın çıkarlarına olacağı bellidir. Bu bağlamda 23 ile 26 Şubat tarihilerinde gerçekleşecek olan Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı A.l'ün Rusya'yı resmi ziyaretinin, Rus-Türk ilişkilerinin daha da gelişmesinde önemli bir aşama olup ülkelerimizin sahip olduğu mühim potansyelin realizasyonuna yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Soru:Uluslararası terörizmle mücadele tüm ülkelerin ncel konularından biridir. Moskova'nın Ankara'ya karşı hangi beklenti ve teklifleri olabilir?

Yanıt: Rusya, uluslararası terörizmle mücadelede  Türkiye ile en yakın ve somut işbirliğinden yanadır. Bu alanda önemli pratik birikimlerimiz vardır. Önemli çalışmalarımız mevcuttur. Aralık 1996'da Rusya ve Türkiye arasında terörizmle mücadelede İşbirliği memorandumu imzalanmış, Kasım 1999'da terörizmle ile mücadeleye ilişkin Rus-Türk Deklarsyonu kabul edilmiştir.

            Son yıllarda ilişkilerimizde oluşan olumlu ortam ve ulaşılan seviyenin Rus-Türk antiterör işbirliğinin daha da geliştirilmesine ve verimliliğinin artırılmasına yardımcı olacağını sanıyoruz. Bu aynı zamanda bölücülük, milli ve dini aşırıcılık, organize suçlar v.b. gibi çağdaş dönemin diğer meydan okuma ve tehditleri kapsamaktadır.

Soru:Moskova ve Ankara'nın Avrasya alanında ortak ve eşdümlü olarak yapılacak eylemleri konusunda çoktandır haberler duyuluyor. Türk Bakanı'nın ziyaretiyle bu konudan ilerlemenin sağlanması beklenebilir mi?

Yanıt:Rusya ve Türkiye Avrasya bölgesinin iki önemli devletidir. İlişkilerimizin durumu, 500 yıl boyunca Avrasya'daki gelişmeleri belirliyor. Kasım 2001' de iki ülkemiz arasında Avrasya'da işbirliği geliştirme eylem planı imzalanmıştır. Bunun esasında Yüksek seviyeli ortak çalışma grubu kurularak bunun toplantıları en ncel bölgesel problemlerin açık ve yapıcı bir şekilde ele alınmasına ve ayrıca Avrasya alanında gerçek ortak hareket etmenin yollarının belirlenmesine imkan tanıyor.

            ney Kafkasya ve Orta Asya'daki gelişmelere özel önem verilmektedir. Düzenli olarak Orta Doğu probleminin çözümü ve Irak'taki durum ile ilgili konular ele alınmaktadır. Eylem planında ikili işbirliğinin alanları ve yönleri olarak Balkanlar, Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri de anılmaktadır.

            Rus Tarafı, enerji, ticaret, ulaştırma, turizm ve çevre gibi alanlarda Türkiye ile Avrasya'da daha da yakın işbirliğine hazırdır. Türk Tarafınca geçenlerde YSOÇG'nun ekonomik alanlarda ayrı bir toplantısının yapılması ile igili öneri şüphesiz ayrı bir ilgi uyandırılıyor. Bizim değerlendirmelerimize göre, rcistan üzerinden Rusya'dan Türkiye'ye elektrik enerjisinin transiti, Rusya Federasyonu'nun mülkiyetine veya yönetimine geçecek olan Ermenistan'daki santrallardan elektrik enerjisinin ihracı konusunda ortak projelerin üzerinde çalışılarak hayata geçirilmeleri açısından iyi perspektifler mevcuttur.

            Önümüzdeki nlerde yapılacak olan Sn. A.l'ün ziyaretinin Avrasya'da Rusya ve Türkiye arasındaki işbirliği için elverişli bir hava yaratacağına umuyoruz.

Soru :Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerde Rusya leyhine hesaplanan birkaç milyar dolarlık bir dengesizlik sözkonu. Dengeyi sağlamak üzere Moskova ne teklif edebilir?

Yanıt:Durum tam olarak öyle değildir. Elimizde bulunan bilgilere göre Türk Tarafı, (3 milyar civarında) olan bavul ticareti, 1 milyarlık turizm ve 200 milyonluk kara nakliyattan elde edilen gelirler sayesinde daha da karlı çıkmaktadır.

            Genel olarak iki ülkemiz arasında ticari bağlantılar oldukça yoğun bir şekilde gelişmektedir. Rusya, Türkiye'nin dış ticaretinde sabit olarak ikinciliğini korumaktadır. Ticari hacmimiz geçen sene 1 milyar dolar artarak yaklaşık 6,5 milyarı bulmuştur. Bunun yanı sıra önümüzdeki yıllarda 10 milyarlık çıtanın aşılması için gerçek imkanlar mevcuttur. Rusya, enerji kaynakları dışında Türkiye'ye petrol, gaz, kuyu açma, gemi inşaatı teçhizatları, uçak sanayii mamulleri ve diğer yüksek teknoloji cihazları ile birlikte 70'li yıllarda eski SSCB'nin yardımıyla inşaa edilen fabrikaların modernizasyonu için gerekli teçhizat ithal edebilir.

Ayrıca Türk Tarafı’nın inşaat alanında da kazançlı çıktığı açıktır. Son 15 yıl içerisinde ülkemizde Türk inşaat ve müteahhit şirketlerinin imzaladığı kontratların değeri yaklaşık 14 milyar olup Rus müteahhitlerininki ise sadece 400 milyon dolardır. Bizim düşündüğümüz gibi Rus şirketlerinin Türkiye'de çeşitli inşaatlara belki de Türk şirketleriyle birlikte daha kapsamlı bir şekilde katılması ile beraber bu durumun değiştirilmesi mümkün olabilir. Bağımsız Devletler Topluluğu, Irak, Libya, Körfez ve Karadeniz ülkeleri dahil olmak üzere inşaatçılarımızın karşılıklı çıkara dayaylı olarak işbirliği açısından büyük perspektifleri de mevcuttur. A.l'ün Moskova'ya yapacağı ziyaretin ikili ilişkilerinin ticari ve ekonomik alanlarda daha da geliştirilmesi için diğer rezervlerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.

Soru:Geçen 2003 yılında tüm dünya İrak savaşı gibi bir olaya sahne olmuştur. Türkiye ve Rusya'nın bu bölgeye yakınlığını dikkate alarak ülkelerimizce ortak adımlar atılabilir mi? Savaş sonrası Irak'ın yeniden yapılanması için ülkelerimizin görüşleri çakışıyor mu?

Yanıt:İlk önce İrak’taki bunkü durum hakkında Rus ve Türk değerlendirmeleri biribiriyle örtüşüyor. Terör eylemlerinin artmasından dolayı oradaki gelişmeler büyük patlamalara gebedir. Meşru olarak seçilen ve uluslararsı arenada tanınan Irak ulusal yönetiminin olmaması, işgal rejiminin korunması ve olumsuz sosyo-ekonomik gelişmelerden oluşan faktörler toplumda aşırıcılık tavırlarını körüklüyor.

Bu tür gelişmeler, Rus ve Türk çıkarlarına aykırı çünkü, ilk önce Irak ile olan geleneksel ticari ve ekonomik bağların kopmasıyla şirketlerimiz ciddi kayıplarla karşı kaşıyadır. Bunun için Moskova ve Ankara’da Irak’ın sosyal ve iktisadi altyapısının rehabilitasyonuna geçmek üzere vazgeçilmez koşul olan Irak’taki siyasi sürecin başarılı bir şekilde devam ettirilmesi için yardımda bulunma gerekliliği konusunda anlayış birliği mevcuttur.

Savaş sonrası Irak’ın yeniden yapılmasına gelince bu probleme yönelik olan yaklaşımlarımız örtüşüyor. Biz, bu ülkenin en yakın zamanda bağımsız, demokratik ve laik bir devlet olarak yeniden tesis edilmesinden yanayız. Bu amaca ulaşmak için Irak’ta siyasi sürece ilişkin gerçek ve içinde BM’in rolü net bir şekilde yansıtılan plan esasında tüm diğer ülkelerle ortak hareket etmeyi gerekli buluyoruz.

Moskova ve Ankara, Irak’ın geçici Parlamentosu olan Geçici Ulusal Konseyi’nin seçimlerinin yapılabilirliğini araştırmak ve bu konuda bilirkişi raporunu hazırlamak üzere BM misyonunun Şubat 2004’te Irak’a gönderilmesine ilişkin olarak BM Genel Sekreteri K.Annan’ın kararını desteklediler. Bu misyonun başkanı C.Pirelli ve BM Genel Sekreteri Danışmanı L.Bakhimi’ nin Irak liderleriyle yapacakları görüşmelerin sonucu sayesinde sonradan atılacak adımlar belli olacaktır. Aynı zamanda BM’in mevcut koşularda da Anayasa hazırlanması ve seçimlerin yapılmasında İraklılar’a danışmanlık yardımını vermeye başlayabilir durumda olduğundan eminiz.

Soru:Bu sene Kıbrıs konusu en ncel konulardan biridir. Rusya’nın tutumunun genel hatlarıyla belli olmasına rağmen BM venlik Konseyi daimi üyesi olarak devam eden görüşmelerini değerlendirebilir misiniz?

Yanıt:Rusya’nın, Kıbrıs konusunun, ilk önce Kıbrıslıların, yani hem Rum, hem de Türklerin menfaatlerini açık bir şekilde gözönünde bulundurularak sadece barışçıl ve siyasi yöntemlerle çözülmesine ilişkin net ve sabit bir tutumu var. Biz, ihtilafa direk taraf olan Yunanistan ve Türkiye, BM venlik Konseyi’nin üyeleri ve ayrıca Kıbrıs meselesinin adil çözümlenmesine yardımda bulunmaya hazır olan tüm taraflarla yakın temasta bulunuyoruz.

Ülkemiz, BM Genel Sekreteri’nin himayesinde ve BM venlik Konseyi’nin kararıyla üstlendiği iyi niyet misyonu çerçevesinde Kıbrıs Tarafları arasınada yapılan görüşmeleri destekliyor. Bu bağlamda, bize göre iki Kıbrıs toplumuna daha önce takdim edilen ve Annan planı olarak bilinen Ada’da durumun çözümlenmesi ile ilgili bir dizi fikirler, Kıbrıs’ın iki toplumunun çıkarlarına olacak kalıcı çözümün arayışları amacıyla görüşmeler sürecinin sürüdürülmesi  için kabul edilir bir temeldir.

Soru:Türkiye’nin olası Avrupa Birliği üyeliğine ilişkin Rusya’nın tutumu nedir?

Yanıt:Biz, Türkiye’nin Avrupa kurumlarıyla mümkün olan en yakın entegrasyona hedeflenmiş olduğunu anlayışla karşılıyoruz. Rusya olarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesinin başarılı bir şekilde gelişen Rus-Türk ilşkilerine zarar etmeyeceğinden hareket ediyoruz

Soru:Antalya birçok Rus vatandaşların çok sevdiği bir tatil yeri haline gelmiş. Orada Kremlin Sarayı şeklinde bir otel bile inşaa edilmiş. Sizin oraya gitme fursatınız oldu mu?

Yanıt:Her sene Türkiye’yi ziyaret eden Rus turistlerinin sayısı 1 milyondan fazladır. Bunlardan çoğu Antalya ve civarındaki yörelerde dinlenmeyi tercih ediyor. 2002 yılında bu yana Antalya’da Rus vatandaşlarına aktif bir şekilde yardımda bulunan Rusya Federasyonu Konsolosluğu faaliyet göstermektedir.

Antalya’nın çeşitli zellikleri, iklim ve tabiatı konusunda çok zel şeyler duydum. Onun için fırsat bulabilirsem bir n Türkiye’nin bu incisini ziyaret edeceğimi umuyorum.