CUMHURİYET 30 Mart 2006 Perşembe

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Stegniy ‘Kavganın olmadığı durumlarda, yeni kavga aramaya gerek yok’ diyor:

MONTRÖ TARTIŞMASI YERSİZ

Stegniy’e göre asırlar boyu süren rekabet sonucu 1936 yılında imzalanan sözleşme çıkar dengelerini yansıtıyor ve iyi işleyen bir mekanizmasıvar.

‘Kıbrıs’a sizden farklı bakıyoruz. Fikrimizce AB’nin Kıbrıs konusuna katılmasıdoğru bir unsurdur. AB Kıbrıs’ta siyasi çözümden yanadır.’

BAHADIR SELİM DİLEK

ANKARA-Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Petr Stegniy, Karadeniz’den ABD-İran arasındaki nükleer gerginliğe, Kıbrıs’tan ikili ilişkilere kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi. Son dönemde Karadeniz’in jeopolitiğinin değiştiğini vurgulayan Stegniy, Montrö’nün değiştirilmesine ilişkin ortaya çıkan tartışmaların yersiz olduğunu söyledi. Büyükelçi, ‘Montrö, bunün koşullarına uygundur’ dedi.

Büyükelçi Stegniy’in Cumhuriyet’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

– ABD’nin Karadeniz’e kısıtlama olmadan gemilerini çıkarmasıgirişimlerine Moskova nasıl bakıyor?

PETR STEGNİY – Rusya’nın dış politikasını kavramak için iki anahtar sözcük var. Biri bölgesel istikrar, diğeri ortaklık. Ne Türkiye ne de biz, kimseyi Karadeniz dışına itmek istemiyoruz. Karadeniz’ i uluslararası işbirliği alanı olarak görüyoruz. Uyum Harekâtı’nda kıyıdaş ülkelerin olanaklarının kullanılması konusu. Bu harekâtın ABD karşıtı bir art niyeti yoktur.

-Peki ya Montrö?..

– Montrö sözleşmesine taraf olan herhangi bir ülkeden, bune kadar sözleşmenin delinmesini veya değiştirilmesini isteyen olmadı bildiğim kadarıyla. 1936 yılında imzalanan sözleşme asırlar boyu devam etmiş bir rekabet sonucudur. Çıkar dengelerini yansıtır. Bu sözleşme şimdiki koşullarda da çıkar dengelerini yansıtmaktadır. Montrö’nün iyi işleyen bir mekanizması var. Karadeniz’de istikrarda esas olan bu sözleşmeyi değiştirmek için herhangi bir neden yoktur. Montrö bunün koşullarına uygundur ve ara sıra ortaya çıkan ‘Montrö’nün değiştirilmesi tartışmaları’ yersizdir.

Yeni formatlara gerek yok

– Karadeniz’de bir NATO operasyonundan söz ediliyor.

– Karadeniz’de NATO cünün bulunmamasından bahsetmek de yersiz. Üç kıyıdaş ülke NATO üyesi. Burada bir kavga unsuru görmüyorum. Rusya, uluslararası terörle mücadeleye çok ciddi yaklaşıyor. NATO’nun Akdeniz’de yürüttüğü Aktif Çaba Harekâtı’na katılmaktadır.

– ABD Karadeniz’de hak iddia etmesi konusunda yorumunuz nedir?

– Montrö Sözleşmesi ABD’nin Karadeniz’deki faaliyetleri açısından uygundur bence. Kavganın olmadığı durumlarda, yeni kavga aramaya gerek yoktur diye düşünüyorum. Bizim Karadeniz’deki faaliyetlerimiz hem ABD’nin hem de Avrupa’nın çıkarına. Karadeniz’de şu an yeni bir jeopolitik durum söz konusu. KEİ gibi, Blackseafor gibi kuruluşların formatlarını herhangi bir şekilde değiştirmeye ya da yeni formatlara gerek görmüyorum.

-Türkiye’nin Uyum Harekâtı’na katılmasısöz konusu.

– Rusya Savunma Bakanlığı, Karadeniz Uyum Harekâtı’nın hukuki işlemlerini tamamlamaktadır. Sadece teknik işlemi kaldı ki, bu daha öncesi siyasi kararın devamıdır. Bunu askerler kendi aralarına yaptıkları için protokolün ayrıntılarını bilmiyorum. Ortaklık ilişkilerimiz çerçevesinde Türkiye katılmamızı teklif etti. I harekât ileride Blackeafor uygulamasını yerine getirecek.

Kıbrıs’ta doğrudan görüşme

– Kıbrıs’a gelirsek, son dönemde orta nasıl bir tablo çıktı?

– Kıbrıs’ta siyasi çözümü yaklaştıran her adımı takdirle karşılıyoruz. Doğrudan toplumlararası görüşmelerin başlama olasılığı hepimiz için çok önemlidir. Bunun gibi çatışmalara ilişkin temel yaklaşımımız, bir çözümün yaşayabilir olması için, taraflar tarafindan ortaya çıkarılması gerek.

– Kıbrıs’ta referandumdan sonra Türk tarafımağdur olmadımısizce?

– Kıbrıs konusunda bardağın boş tarafi-na bakmak hakkınızdır. Ama bir de bizim taraflınızdan bakın. Referandumda Türk-lerin çözüme yönelik katkısı Rusya tara-findan takdirle karşılandı. Dışişleri Bakanımız Lavrov, İstanbul’da Talat ile görüştü, Sayın Putin’in açıklaması oldu, Kuzey Kıbrıs ile kültürel ilişkileri, belediye ilişkilerini ve turizmi de geliştirmeye hazırız. Bunlar referandumun sonucunda ortaya çıkmıştır. BM’nin rolünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Genel Sekreterin iyi niyet misyonundan, görüşmelerin koşulların uygun olduğunda başlamasından yanayız. O koşullar, sadece doğrudan temaslar sırasında ortaya çıkabilir.

– AB’nin tutumu, dengeleri bozmadımı?

– Bakış açısına bağlı bir soru. Sizden farklı bakıyoruz. Fikrimizce AB’nin Kıbrıs konusuna katılması doğru bir unsurdur. AB Kıbrıs’ta siyasi çözümden yanadır. Taraflardan biri, AB üyesi olunca, AB’nin bu konuda daha aktif olduğunu görüyoruz. Kıbrıs sorununun bir sihirli değnekle çözüleceğini sanmamak gerekir.

– İran’da ABD çkullanabilir mi?

– İran’a ç baskısı çok az etkili olur veya etkisiz kalabilir. ABD’lilerin yaptığı açıklamalara göre siyasi, diplomatik yöntemleri tercih ediyorlar. Bu konuda vizyonumuz aynıdır. BM venlik Konseyi’nde beraber çalışıyoruz. Teknik olarak uranyum zenginleştirilmesi konusunun Rusya topraklarında yapılması konusu çözülmüştür. Anlaşma imzalanabilir. Bu paket, dünya toplumunun yaptığı çabaların bir parçasıydı. Siyasi ve diplomatik çalışmaların hâlâ kesilmediğini düşünüyoruz.

– BOP’a bakışınız nasıl?

– BOP, bizim iç sorunumuz. Rusya’da 20 milyon Müslüman yaşıyor. Dinler arası diyalog bizim için büyük önem taşıyor. Rusya Müslümanları, dünya Müslümanlarının bir parçası. Rusya’da Müslüman nüfusun çoğunluk olduğu bağlı bölgeler İK֒de Rusya’yı temsil edebilir.

Türk şirketleri başarıl ı

– İkili ilişkilere gelirsek... Üst düzey ziyaret ndemde mi?

– Sayın Putin 2004 yılında Türkiye’yi ziyaret etti. Bu sene de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer yaz aylarında Rusya’yı ziyaret edecek.

-Türkiye’deki özelleştirmelere bakışınız nedir?

– Tatneft’in Tüpraş’ın özelleştirilmesine katılması söz konusuydu. Türkiye’deki iş çevrelerinin, devlet ile olan ilişkileri, bizim şirketlerimizin Rus devleti ile olan ilişkilerinden çok iyi. Sizin DEİK gibi bir kuruluşunuz var. Bizde yok. Türk devleti, Rusya’daki şirketlerinin çıkarlarını, bizim buradaki Rus şirketlerinin çıkarlarından daha iyi koruyor. 89 ilden 51’nde Türk firmaları faaliyet gösteriyor. Rus firmalarının Türkiye’deki işlere girmesi daha düşük düzeyde. En büyük Rus yatırımı Alfa Group’un. Turkcell hisselerini aldılar. 3.2 milyar dolar düzeyinde.