26.12.2003. Rusya Federasyonu Dışişleri Bakan Yardımcısı A.İ.Denisov'un İtar-Tass Haber Ajansının Ankara'daki Temsilci V.Litvinenko'ya verdiği özel mülakatın özeti

            Ankara. 26 Aralık 2003. Türkiye'de çalışma ziyaretinde bulunan ekonomik konulardan sorumlu Rusya Federasyonu Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Denisov, Türk meslektaşı, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Alev Kılıç ile Rus-Türk ekonomik ilişkileri ile ilgili hususları ele almıştır.

            İtar-Tass haber Ajansının muhabirine özel bir demeç veren Denisov özellikle Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın Üst düzey yetkilileri ve iş çevrelerinin temsilileri ile yaptığı görüşmelerin esas konusunun Karadeniz'de ikili ve çok taraflı iktisadi işbirliğinin hızlandırılması hususları olduğunu açıkladı. Rus diplomat, bu problemler aynı derecede hem Rusya'yı, hem de Türkiye'yi ilgilendirdiğini kaydetti. Bu hususlar problemlerimizin kesişip biribirini örtüştüğü konulardır. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örtünün kurucularından olan Rusya ile Türkiye halen de ört içinde aktif ve girişimci bir rol oynamaktadırlar.

            ‘KEİÖ tam anlamıyla eşsiz bir teşkilat ve buna benzer bir kuruluş ne ney, ne de ney Doğu Avrupasında bulunmaktadır. Ört birçok organlara sahip bulunmaktadır: Karadeniz Ticaret ve Geliştirme Bankası, faaliyeti hızlandırılan Projeleri Geliştirme Fonu, Karadeniz Araştırmaları Uluslararası Merkezi, KEİ Parlamenterler Asamblesi. Bu bölgede ekonomik işbirliğinin desteklenmesini hedefleyen tek bir görev uğruna çalışan birimlerin tam bir takımyıldızıdır./.../ Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örtü kendi birimlerini örtleme aşamasını aşmış bulunmakta ve hızlı bir şekilde ekonomik işbirliği problemlerinin çözümüne geçmelidir. Böyle çalışmalarda örtün lider ülkeleri konumunda bulunan Rusya ve Türkiye dahil olmak üzere kurucu ülkeler, pratik çalışmalara geçiş sürecinin mümkün olduğu kadar sancısız yapılması ve örtün soyut veya hayali değil pratik bir yarar sağlayabilmesi için çabalarını sarf etmelidir. Böyle hedefleri bize ülke yönetimimiz de göstermektedir. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V.Putin, Eylül ayında Krasnodar bölgesinin Yeysk şehrinde askeri ve siyasi konularda bir toplantıda konuşma yaparken özellikle KEİÖ'nün gerekli, yararlı ve geleceği vaad eden bir kuruluş olduğunu, fakat kaynaklarının halen tam olarak kullanılmadığını kaydetmiştir. Teşkilatın bütün katılımcılara yarar getirecek ve verimli bir şekilde çalışması için her iki ülkelerimizin bir sorumluluk payı bulunmaktadır. Dışişleri Bakan Yardımcısı, Karadeniz konularının İstanbul ve Ankara'da yapılan Rus-Türk görüşmelerinde öncelikli bir yer aldığını fakat tüm ndemi kapsamadığını ifade etti.

            Rusya'nın Türkiye ile olan ilişkileri tüm alanlarda başarıyla gelişmekte ve ikili ekonomik işbirliği beşten dört buçuk notu ile nitelendirilebilirler. İşbirliğin hacmi ve kapsamı o kadar büyük ki, içinden belirli problemler her zaman çıkmış ve çıkacaktır. A.Denisov, ilişkilerimizin önemli bir özelliği olarak hem Moskova, hem de Ankara'nın karşılıklı yarar ve makul uzlaşma temelinde bu problemleri çözmeyi öğrenmiş olduklarına dikkat çekti. İlk önce bunu Mavi Akım hususunda varılan mutabakatlar kanıtlıyor. Rus doğal gazın Türkiye'ye sevkiyatı ile ilgili durum kritik aşamadayken her iki taraf gerekli konularda sağduyu ve sağlam ekonomik bir yaklaşım sergileyerek herkesçe kabul edilen bir anlaşmaya vardılar. Bu konuda varılan uzlaşmanın A.Denisov'un görüşme yaptığı Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal tarafından da memnuniyetle karşılanmıştır.

            Rus-Türk ekonomik ilişkilerinin genel manzarasına değinerek RF Dış politika kuruluşunun Başkan Yardımcısı istatistik verilere göre bu yıl içinde gelişen resmi ticaret hacminin 6 milyar doları aştığını kaydetti. Bu ticaretin gözle görünen kesiminin bazı dezavantajları bulunmaktadır, çünkü Rusya’nın Türkiye ile yaptığı ticaretin büyük bir kısmını enerji kaynakları oluşturmaktadır. /.../

            Yapılan görüşmeler esnasında Türk Tarafı, karşılıklı ticaretin dengeli olmadığına dikkat çekmişti.Tabii ki, bu sorunlar üzerinde çalışmalıyız. Bunun yanı sıra görünen veya resmi rakamlara son zamanlarda uygar bir şekil alan bavul ticaretini ve hizmet endüstrisi olan turizmi (bu yıl içinde Türkiye’yi ziyaret eden Rus ziyaretçilerinin sayısı bir milyonu aşmıştır) ilave etmiş olursak o zaman bu alanlarda oyunun tek bir kaleye yani Türkiye lehine oynandığı söylenebilir. Ayrıca Türk nakliyat şirketlerinin dominant bir ağırlıkta faaliyet gösterdikleri ve ikili işbirliğimizin diğer önemli bir alanı olan kara nakliyattan Türk Tarafının elde ettiği gelir 200 milyon dolardır. Aynı zamanda iki ülkemizde ortaklaşa devam edegelen inşaat faaliyetleri, Rus-Türk işbirliğinin, diğer ortaklarımızla gelişen bağlantılarımızda rastlanmayan, çok özel, belki de eşsiz bir alanıdır. Çeşitli değerlendirmelere göre Türk inşaat şirketlerinin Rusya’da son on yıl içinde imzaladaığı kontratların değeri en az 10 milyar doları bulmuşutr. Diğer verilerde 12 veya 14 milyar dolarlık bir rakamdan bahsediliyor. Fakat sırf en küçük rakamı da alsak gayet muntazam bir manzara ortaya çıkıyor. İnşaatı tamamlanmış tesislerin değeri de en az 4-4,5 milyar civarındandır. Diğer taraftan Rus inşaat şirketlerinin Türkiye’de yaptığı işlerin hacminin 10 kat daha az, yani 400 milyon dolar seviyesinde olması üzücüdür./.../

            Rus-Türk ekonomik ilişkilerinde belirli bir perspektifi olan fakat geçekleşmei için üzerinde her iki ülkenin daha çok çalışacağı diğer bir konu mevcuttur. Bu Avrasya alanında işbirliğimizdir. Eski Sovyetler Birliği’nin alanında, Rusya’nın ney ve ney batı sınırlarına uzanan cumhuriyetlerde üç ya da çok taraflı işbirliğinin geliştirilmesi söz konusudur. Bunların arasında Ukrayna, Moldova, Kafkas ve Orta Asya devletleridir. Anılan ülkelerde Sovyet zamanında inşaa edilen, fakat tam kapasiteyle çalışmayan veya tamamen atıl durumda kalan üretim tesislerinin devreye alınmasını öngören bir takım ilginç fikirlerin geçekleşmesi söz konusudur. Bu konular istihdam yaratmak, sosyal problemeleri azaltmak gibi konularda hem bizim açımızdan, hem de diğer BDT ülkeleri için büyük bir önem taşıyor. Rus Tarafının vurguladığı gibi böyle fikir ve planlarla ilgili projeler Türkiye, Rusya ve üçüncü ülkenin iş çevrelerinin katılımıyla ve onların menfaatleri korunarak ortaya çıkabilir. Ayrıca bu tür projelerin gerçekleşmesine ilişkin teklifler aşağıdan, yani ülkemizin iş çevrelerinden gelmelidir. Böylece hükümet ve diplomatik kuruluşların tek yapacağı – bu yolda siyasi engelleri kaldırmak ve bu programların gerçekleşmesi için diplomatik bir yardım sağlamaktır. Bu bağlamda Rus Tarafınca ikili işbirliğinin en başarılı şekillerinin iş çevreleri aynı çatı altında toplayan dernekler ve birlikler sayesinde geliştiğine dikkat çekildi. /.../ Türkiye’de böyle dernekler otorite sahibi, sağlam ve hükümetin desteğini arkasına alan kuruluşlardır. Bunlar Rusya’da da venilir bir ortak olarak algılanıyorlar. Bunların başında İstanbul’da görüşme yaptığım DEİK, Rus işadamları ve sanayiciler Birliği’nin (RİSB) tam karşıtı olan TÜSİAD ve diğer dernekler geliyor. İşte bu seviyede işbirliğine gidilmesi gerekiyor. Eylül ayında DEİK aracılığı ile bir takım ziyaretler yapılmış, Kasım ayında Rusya’ya TÜSİAD’ın geniş katılımlı bir heyeti gitmiş, ocak 2004’ün sonuna doğru RİSB’nin temsilcilerinin Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.