31.07.2005 Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Petr Stegniy’in ‘Tercüman’ gazetesine verdiği mülakat

Tercüman gazetesi. Sevil Küçükkoşum
     Çatışma değil, ortaklık...

B0şbakan Recep Tayyip Erdo­ğan ile Rus Lider Vladimir Putin 'in, 'Soçi buluşması', hem iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfanın göstergesi, hem de iki liderin Türk-Rus tarihih­de eşine rastlanmayan liderlik anlayışları­nın bir portresiydi. Pazar Sohbeti sayfa­mızın konuğu, Rusya'nın Ankara Büyü­kelçisi Peter Stegniy, bu portrenin dinamiklerini anlattı. Stegniy, Türk-Rus ortaklığının herboyutta yaşanacağının mesajını verirken, iki lideri Soçi'de buluşturan bu ortaklık anlayışının önümüzdeki nlerde nasıl tezahür edeceğini anlattı. İşte Stegniy'e sorduğumuz sorular  ve ce­vapları ...

Türkiye'de kendi evimizde gibiyiz

Türkiye ve Rusya ilişkilerinde hızlı bir değişim yaşanıyor. İki ülke ilişkileri­ni rekabetten ortaklığa taşıyan dinamikler nelerdir?

Bana Türkiye'ye neden bu kadar çok Rus turistin geldiğini soruyorlardı. Ben de, Antalya'da, Alanya'da, Bodrum'daki Rus turistlere sordum. Standart bir cevap vardı: "Kendimizi evimizdeymiş gibi his­sediyoruz." "Neden İtalya ya da İspan­ya'ya gitmiyorsunuz?" diye sorunca, "Kendimizi Avrupa’da bir yabancı gibi hissediyoruz!" diyorlar. Benim bu konuda en önemli keşfim şuydu; Aramızda bir çeşit kimyasal yakınlık var. İlişkilerimi­zin sadece devrimden önce değil, 20'nci Yüzyıl boyunca da neden oldukça tartış­malı olduğunu biliyorum. Jeopolitik reka­betin yarattığı unsurlar, Türkiye'yi farklı taraflara taşıdı. Ancak, tüm bunları geç­mişte bıraktığımızı söyleyebilirim. Her şeyden önce 90'ların başında ilişkileri­mizde yeni bir sayfa açtık. Yeni jeopolitik gerçekler ortaklığı gerektiriyor.

Öte yandan iki ülkenin ekonomik çikarlarını, birbirini tamamlayıcı hale geti­rebildik. Belki de en önemli başarımız, soğuk savaş dönemindeki içdüsel çatış­ma anlayışını, bir çeşit işbirliği ve ortaklı­ğa dönüştürmek yönündeki çabalarımız oldu. Bizim işbirliğimiz, hem bölge venliği hem de global venliğimiz için gerekli bir unsur.

500 Türk ve Rus işadamı buluşacak

Erdoğan ve Putin son 7 aydır 4'ün­cü kez bir araya geldiler. Ekim ayında da 5'inci temasın gerçekleşeceği konu­şuluyor...

Ekim' de Antalya' da 500 Türk ve Rus işadamının katılacağı bir toplantı yapıla­cak. Erdoğan ve Putin'in 4 kez görüşmüş olmaları çok değil. Erdoğan bu süre içeri­sinde Belçika'yı 9 kez ziyaret etti. Bir ga­zete, Başbakan'ın temaslarını sıralayan bir haber yapmış ve biz 7'nci sıradayız. Belçikalı arkadaşıma şunu söyledim, ''Bu zavallı bir durum. Sizin gerinizdeyiz." Demek ki daha çok çalışmalıyız... (Kah­kahalar yükseliyor)

Gerçekler, liderlerimizin daha sık bir araya gelmesi için itici ç oluyor. So­çi' deki görüşme, yaşanan domates krizi­nin bir an önce ve en az zararla çözüme ulaşması için yapılan Erdoğan'la Putin arasındaki bir telefon görüşmesinin sonu­cunda gerçekleşti.

İki ülkenin ticaret hacmi için bu yıl 16 milyar dolar, 2007 için de 25 milyar dolar öngörülüyor. Bu hedefi tutturursak, Tür­kiye, Rusya'nın en önemli ticari partner­lerinden biri haline gelecek. Bu da daha çok diyalog kurmamızı gerektirecek. Bir taraftan, usulen, Büyükelçiliğimizin bu domates krizini çözememesi nedeniyle üznüm. Bu konu üzerinde daha çok ça­lışmalıyız.

Iki ülkenin bulunduğu bölge, enerji kaynakları ve transferi konusunda da her geçen n daha çok önem kazanı­yor. Rusya ile Türkiye'nin enerji konu­sunda işbirliği için planları neler?

Enerji konusunda işbirliğimizi artıra­cağız. Sizin gaz ve petrole ihtiyacınız var, bizim de kaynaklarımız. Mavi Akım'ın kapasitesi 16 milyar metreküp. Şu anda bunun 4.7 milyar metrekübü kullanılıyor. Bu rakamın artırılması planlandı. Mavi Akım'ın Ceyhan'a bağlanması ve sıvı ga­za dönüştürülmesi için tesisler, yer altı de­poları kurulması öngörülüyor. Özelleştir­melerle de ilgileniyoruz. Şebeke dağıtım ihaleleriyle çok ilgiliyiz. Bir de petrol bo­ru hatlarının by-pass edilmesi, yani Rus petrolünün bu bölgeyi by-pass ederek transfer edilmesi konusunu görüşüyoruz. .

Kıbrıs için AB' nin tavrı önemli

Erdoğan ve Putin'in Soçi buluş­masında, KKTC konusunda Rus tara­fından olumlu mesajlar geldi. Rusya KKTC’ye uygulanan ambargonun delinmesi için somut bir adım atacak mı?

Erdoğan ve Putin'in aralık ayında gerçekleşen Ankara buluşmasında da Rus tarafı, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ekonomik izolasyonların kaldırılması gerektiği me­sajını vermişti. Bu, bölgedeki yeni gelişmelerle, aynı zamanda çok tartışmalı ta­rihsel geçmişiyle karmaşık hukuki du­rumları olan bir konu. Ancak, biz muhte­mel bir çözümün modelitelerini tartışıyo­ruz. Putin, bir kez daha Kıbrıs konusunda ­uluslararası toplumun çözüm yönündeki çabalarını desteklediğini söyledi. Ancak, Ada halkı tarafından benimsemeyen, dı­şarıda hazırlanan bir çözümünün sağlıklı olmayacağını düşünüyoruz.

Ancak, sağlıklı bir çözüm için Ada'nın iki tarafının ekonomisinde de bir denge, eşitlik sağlanması gerekmiyor mu? Rusya, en önemli uluslararası ak­törlerden biri olarak izolasyonlar konu­sunda somut bir adamı atacak mı, yoksa sadece mesaj vermekle mi yetinecek?

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Kıbrıs referandumlarının hemen ardın­dan Sayın Talat ile bir araya gel­di. Çözüm yolunda cesaret ver­mek için ekonomik dengelerin sağlanması gerektiğini söyledi. Bizim anlayışımız budur. An­cak, bu konuda Avrupa Birli­ği'nin tavrı önemli.

Ermeni iddialarına karşı Rus arşivleri

Bir tarihçi olarak sözde Er­meni soykırımı iddiaları konu­sunda değerlendirmeniz nedir?

  Şunu açıkça söylemeliyim ki, ta­rih tarihçilere bırakılmalı... Bu anlayış her konu için geçerli. Bu konunun siyasallaştırılmasına karşıyız.

  Rusya'nın bu sorun için arabuluculuk rolü üstlenmesi gerçekçi bir yaklaşım mı?

  Bu konunun tarihçilere bırakıl­masından bahsettiğimize göre, belki iddialarla ilgili kapsamlı bir arşiv çalışması gerektiği söy­lenebilir. Rusya Dışişleri Ba­kanlığı' nın arşivleri bu konuda yardımcı olabilir. 5 yıl boyunca Rus arşivlerinin başında oldu­ğum için, bir yetkili olarak bu geniş arşivin çok faydalı olaca­gını söyleyebilirim. Ancak bu fikir henüz sadece bana ait ve iki ülke yetkilileri arasında he­nüz tartışılmadı. Uluslararası bir tarih komisyonundan bahse­dilecekse, Rusya'nın bir katkısı olabilir. Ancak, önce iki ülke makamlarının bu konuyu de­ğerlendirilmesini bekleyelim.

Soçi buluşmasında dikkat çeken bir başka husus da, Putin'in özellikle Erdo­ğan'ln Irak konusunda görüşlerini öğ­renmek istediğini açıklamasıydı...

Irak, iki ülke için de çok önemli. Irak, sizin ­sınır komşunuz, bizim de uzun dönemli eko­nomik işbirliği geleneğimizin olduğu bir ül­ke. Irak'ta yeni bir rejim var ve bizim bu oto­riteyle direkt temas içinde olmamız çok do­ğal. Irak'taki ekonomik yapılanmaya da katıl­mak istiyoruz. Bu iştirak için Türkiye ile Rus­ya işbirliği yapabilir. Örneğin, Rusya'dan Irak'a gidecek enerji için Turkiye transfer yo­lu olabilir. Bunun ötesinde Irak hala çok çok tehlikeli ve venlik konusunda ortak endi­şelerimiz var. Bu ülkede istikrarın sağlanması için her türlü uluslararası çabaya destek ver­meye hazırız. Türkiye'nin, 'Irak'a Komşu Ül­keler Toplantıları' gibi, bu yönde çabalarını çok olumlu karşılıyoruz.

Terör örtü PKK konusu ikili ilişki­lerde bir gölge olarak duruyor. Rus­ya'mn, PKK'yı terör örtleri listesinealmasını engelleyen nedir?

Rusya'da Kürtler'le ilgili siyasi bir parti bulunmuyor. Sadece birtakım kültür dernekleri var. Her şeyden önce bu Kürt grupların Rus­ya'daki hukuk sistemini ihlal ettiğine dair bir bilgi sunmanız gerekiyor. Rusya'da, PKK'nın terör örtleri listesine alınması için bu ka­nıtlarla bir kamu davası açılması ve bir mah­keme kararı çıkması gerekiyor. Türkiye ve Rus tarafı olarak zaman zaman bir araya ge­lerek PKK konusunu görüşüyoruz.

Boğazlar'a alternatif geçiş yolu

Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Peter Stegniy, arkadaşımız Sevil Küçükkoşum'un sorularını cevaplandırırken, "Istanbul'un ekolojik dengesi için yarattığı problemleri anlıyoruz. Buna bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığı'ndan uzmanlarla son olarak Ocak ayında bir araya gelerek bu konuyu görüştük. Buradaki sorun şu; Boğazlar'a alternatif bir geçiş yolunun yapımının maliyetini Rus firmaları üstlenecek ve bu maliyet için uygun bir bütçe çıkarılması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla 12 ayrı proje var.’ dedi.

Tarih ve Ortadoğu uzmanı bir diplomat

Peter Vladimiroviç Stegniy, 1945 doğumlu. Uluslararası ilişkiler Enstitüsü'nden mezun olduktan sonra tarih dalında doktora yaptı. Hartum, Aden, Kahire, Trablusgarp, Kuveyt Büyükelçiliklerinde görev yapan Stegniy, beş yıl Dışişleri Bakanlığı Tarih ve Arşiv Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Evli ve iki çocuğu olan Büyükelçi Arapça, Fransızca ve İngilizce biliyor.

Aslında gazeteci olma hayali kuran Büyükelçi, kazara diplomat olmuş. Stegniy, o dönem Sovyetler Birliği'ndeki eğitim sistemi bir süre iş tecrübesi gerektirdiği için, gazeteçilik okuluna kabul edilmemiş. Büyükelçi, bunun üzerine şansını uluslararası ilişkilerde denemeye karar vermiş.

Profesyonel hayatının büyük bir bölümünü Ortadoğu'da geçiren Büyükelçi; bu bölge konusunda uzman. Stegniy, Türkiye tecrübesi için ise şöyle konuşuyor:

"Türkiye'ye geldiğimde hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü bölgeyi tanıdığımı zannediyordum. Genç­ken kitap yazacak kadar çılgındım. Küçükkaynarca Anlaşması'nı hazırlayan İstanbul'daki Rus Büyükelçisi'nin hikayesinin de bulunduğu bir ki­tap yazmıştım. Ancak, bu çalışmaya rağmen Türkiye'ye geldiğimde yeteri kadar bu ülkeye ha­zırlıklı olmadığımı gördüm. Türkiye'ye adım attı­ğımda anladım ki, burası farklı bir ülke, farklı bir dünya ve farklı bir kültür... Türkiye ve Rusya ara­sında çok özel bir ilişki geleneği var. Çok tartışmalı, ama çok saygılı... "