Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un düzenlenen ‘İş kahvaltısı’ çerçevesinde ‘Rossiyskaya Gazeta’ gazetesinin genel yayın müdürlüğü ile okurlarının sorularına verdikleri yanıtlardan bir alıntı
Moskova, 22 Ekim 2012

Soru: Sayın Sergey Lavrov, Rusya vatandaşlarının da bulunduğu Suriye uçağının Ankara’ya iniş yapmaya zorlandığı olaydan bu yana belirli bir zaman geçmiş bulunmaktadır. Bugün itibariyle uçak kargosunun karakteri hakkında neler söylenebilir? Bahse konu Suriye uçağının taşıdıkları nelerdi gerçekten? Moskova’nın ortaya çıkmış duruma tepkisi, görünüşe göre, neden oldukça sakin oldu? Rusya vatandaşları yerine Amerikalılar olsaydı Washington her halde çok daha sert bir tepki gösterirdi.

Sergey Lavrov: Kargo konusuna gelince bundan, konşimentoları kontrol edip tüm bilgileri aldıktan hemen sonra söz etmiştik. Bunlar, çifte amaçlı olan ve uluslararası antlaşmalar, sözleşmeler veya BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla yasaklanmamış radar istasyonlarında kullanılan elektroteknik ekipmanlarıydı. Sözkonusu olan, tamamen rutin yedek parça teslimatıdır. İlgili Rus sevkiyatçısının  tâ 10 sene  önce üstlenmiş olduğu mukavele yükümlülükleri radarların normal çalışma performansını gösterebilmeleri için bunlara yedek parça sağlamaktan ibaretti. Suriye tarafının böylesi elektroteknik teçhizatının bazı parçalarına ihtiyaç duyduğunu bildirmesi üzerine  bu parçalar üretilmiş, ambalajlanmış ve meşru bir yoldan Suriye’ye gönderilmiştir. Bunlar yolculara, uçağa ve genel güvenlik kaygılarına tehdit oluşturmadığı gibi patlamaz ve ateş etmez. Bir daha şunu vurguluyorum: bu ekipmanlar çifte amaçlı olanlardandır. Gerek askeri gerekse barışçıl amaçlar doğrultusunda kullanılabilir. Fakat bunlar ‘ateş eden ürünler’ değil radar ekipmanlarıdır. Bütün bunların tarafımızdan saptanması olay sonrası olmuştur. Sözkonusu olanın rutin bir işlem olduğu hususu hesaba alınarak hükümete bununla ilgili rapor verilmez. Sevkiyatçı sadece meşru bir şekilde yedek parça teslimatını yapıyor bu kadar.

Keza olaydan sonra, şunu da tespit ettik ki, uçak pilotu daha Türkiye hava sahasına yaklaşmaya başladığı zaman Türk kule yetkilisi kendisine, uçağı denetim için indirmek zorunda kalacaklarını ve mürettebatı da buna sıcak bakmıyorsa uçağın geri dönme veya Türkiye hava sahasınndan yan çizme seçenekleri olacak şekilde rotasını değiştirme hakkına sahip olduğunu söyledi. Pilot uçakta yasak olan hiç bir şey bulunmadığı için inmeye hazır olduğunu cevap vermiştir. Bu ufak detay, hiç kimsenin  herhangi bir yasa dışı teslimat yapmayı kafasının ucundan bile  geçirmediğini göstermektedir.

İCAO’nun Şikago Sözleşmesine göre, uçakta askeri nitelikli bir kargo bulunduğuna dair şüphelenmeye esas oluşturacak yeterince dayanak sahibi olan her ülkenin o uçağı indirmeye hakkı vardır.  Zaten Türkiye tam da bunu yapmıştır. Türk tarafı uçağı denetledikten sonra kargosunu daha sonraki tetkikler için alıkoyarak uçağı ile mürettebatı ve yolcularını serbest bırakmıştır. Türk makamları, uçak kaptanının defalarca dile getirdiği ricalara rağmen kargoya el konulduğuna dair makbuzu vermeyı reddetmişlerdir. Bu husus bizi teyakkuz etmektedir. Kaldı ki buna paralel olarak Türk resmi yetkililerinin, uçakta silah ve cephane bulunduğu yönünde açıklamalarda bulunmaları başlamıştır. Bu konunun tüm veçheleri ile ilgili olarak her gün rahatsız ettiğimiz Türk meslektaşlarımız şimdi bize orada elektroteknik ekipmanların olduğunu söylemişlerdir. Bu vaziyet karşısında uçakta silah ve cephane olmadığını alenen ifade etmelerini rica etmekteyiz. Şimdilik bekleme durumundayız.

Olayın ikinci ve daha önemli boyutu ise Rus vatandaşları dahil yolculara yapılan muamelelerdir. İlk olarak, Moskova’dan kalkan uçağın zorla indirildiğini duyduğumuzda konsolosluk görevlilerimiz yolcular listesini elde edip aralarında Rusya vatandaşlarının da bulunduğunu anlayınca derhal kendilerine erişimlerinin sağlanmasını talep etmişlerdir. Uçağın Ankara’da sekiz saati aşan bir zaman diliminde bulunması sırasında uçağa erişimlerine izin verilmemiştir. Türk meslektaşlarımız uçağın uçtu uçacak durumunda olduğuna atıfta bulunurken bu da olmamıştır.

İkincisi de, kapıları kapalı ve motoru devre dışı kalan ve dolayısıyla da havalandırma sistemi çalışmayan   uçakta insanlar 2 saat tutulmuştur. Eşi Rusya vatandaşı olan bir yolcu fenalaşarak insanlar uçakta ilaç aramak zorunda kalmışlardır. Sonra kapılar açılmış ve tüm uçaktakilerin havalimanı binasına götürüleceği söylenmiştir.   Ancak intikalleri için hiç kimse kimseyi bir yere davet etmemiştir. Bilahare vatandaşlarımız uçağın pencerelerinden apronda şoförü olmayan bir otobüsün durduğunu görmişlerdir. Sonuçta onlar hiç bir yere gitmediler. Uçağa da çocukların bile karınlarını doyuramayacak kadar az miktarda yemekler getirilmiştir.   

Bütün bunları biz ancak uçak Şam’a indikten sonra öğrenebildik. Sonra uçakta bulunan Rusya vatandaşları ile buluştuk ve her şeyin gerçekten nasıl  geçtiğini sorduk. Türk meslektaşlarımızın bize aktardıklarından farklı bir durum ortaya çıktı. Dolayısı ile ilgili talimatların kimin tarafından verildiği,   konsolosluk görevlilerimizin uçağa erişmelerine kimin engel olduğunu anlayabilmemiz için durumu tam açıklığa kavuşturmaya çalışacağız. Bütün bunlar ülkeler arasındaki ilişkilerin niteliğini yansıttığı için çok önemlidir. Zira biz Türkiye ile oldukça yakın komşuyuz.   Aramızda iyi hatta stratejik önem taşıyan ilişkiler mevcuttur.   Üst ve yüksek düzey görüşme mekanizmalarımız var. Gelişmekte olan temaslarımız çeşitli alanları kapsamaktadır.   Biz bu tür olayların ikili ilişkilerimize gölge düşürmesini istemeyiz.