BÜYÜKELÇİMİZİN DEMEÇLERİ, BASIN KONFERANSLARI, AÇIKLAMALARI

Andrey Karlov: Montrö’de Türkiye’ye özel bir rol düşüyor!

Cuma, 06 Haziran 2014 17:54

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Ukrayna, Kırım, ABD’nin Karadeniz’e olan ilgisi ve Türkiye ile ilişkiler konusunda konusunda net mesajlar verdi. Batı’nın Ukrayna’da bir değil birkaç hesap peşinde olduğunu dile getiren Karlov, ABD ve AB’nin 45 milyonluk Ukrayna pazarının peşinde olduğunu vurguladı, “Ukrayna’nın sanayisi, tarımı ne olacak, bu konular Batı ülkelerini ilgilendirmiyor. Jeopolitik amaçları da var” dedi.“Ukrayna yönetiminin belli kısmı CIA ajanı gibi görünüyor” değerlendirmesini yapan Karlov, Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda ise “Bizim için kesinlikle kabul edilemez” diye konuştu.

Karlov, Ukrayna krizinden Suriye sorununa, Montrö’den Karadeniz’e, Kırım’dan terörle mücadeleye, doğalgazdan ekonomik işbirliğine kadar geniş bir çerçevede Aydınlık’ın sorularını yanıtladı:

- Türkiye’de ilk göreviniz. Siz aslında Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti uzmanısınız...

Daha önce Kuzey Kore’de görev yaptım. Gerçekten çok özgün bir ülke. Bütün meslektaşlarıma Kuzey Kore’yi ziyaret etmelerini öneriyorum.

- Dışa açılma işaretleri var mı?

Evet, ama sürecin daha başındalar. Toplumun dışa açılıma uyum sağlaması uzun bir zamanı alacaktır.

- Özellikle son devlet başkanlığı seçimi bağlamında Ukrayna’da yaşanan gelişmelerin perde arkasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Petr Poroşenko’nun devlet başkanı seçilmesi daha önceden beklenen bir gelişmeydi. Zaten kimsenin kuşkusu olmadı. Bunu doğru yöne gidilen bir adım olarak değerlendiriyoruz.

Diğer yandan, seçimlerin ideal bir şekilde, bütün demokratik normlara ve hükümlere göre yapıldığını da söylemiyoruz tabi. Seçimlerden önce demokratik reformların başlatılması gerektiğine, askeri operasyonlara son verilmesi gerektiğine, federasyon yapısı üzerine yeni anayasa çalışmaların yapılmasının daha mantıklı olacağına inanıyorduk. Devlet başkanı seçildi ama Ukrayna parlamenter bir sistemle mi, yoksa başkanlık sistemiyle mi yönetilecek belli değil.

- Moskova hangisini tercih eder?

Ukrayna’nın bağımsız, federatif bir devlet olmasından yanayız. Ülkenin yeni anayasa sürecinde ülkenin tüm bölgelerinin çıkarlarını gözönünde bulundurulması gerektiğinden yanayız. Tabii ki, Ukrayna’nın bütün komşu ülkelerle dost olmasını istiyoruz.

- Donetsk’te federalizm yanlıları ile Ukrayna ordusu arısındaki çatışmalarda ölü sayısı artıyor. Bu çatışmaların sona erdirilmesi için devreye girecek misiniz?

Çatışmalar sadece Donetsk’te değil, Lugansk ve başka bölgelerde de sözkonusu. Yüzlerce kişi hayatını kaybetti, hatta bine yakın rakamdan bahsediliyor. Korkunç tarafı ise çatışmalarda ölenlerin sivil halk olması. Hatta kadınlar, son bilgilere göre çatışmalarda yaralanmış çocuklar da var.

Bütün bunlar, Ukrayna’nın istikraszılığına yol açıyor. Ukrayna’nın bölgenin büyük ülkelerinden biri olması tabii, bölgeyi de etkileyebilir. Nisan’da Cenevre’de yapılan toplantı sonucunda çıkan bildiriyi destekledik. Ondan sonra da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) başkanlığını yapan İsviçre’nin yol haritasını da destekledik. Bu iki belgenin en önemli maddelerinden biri, Ukrayna’da askeri operasyonların durdurulmasıdır. Ukrayna’nın doğu bölgeleri ile diyalog başlatılması istenmektedir. Maalesef, Kiev yönetimi uluslararası toplumun bu tavsiyelerini kaale almadı.

- Poroşenko, seçimin ardından yaptığı ilk açıklamada, doğu Ukrayna’daki askeri operasyonlara ilişkin olarak “Operasyonları destekliyorum ancak operasyonların şeklinin değişmesi gerektiğini de düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

Poroşenko’nun dile getirdiği açıklamalardan şunu anladım ki, şeklinin değiştirilmesinden operasyonunun daha etkin, ağır silahlarla yapılması gerektiğini düşünüyor. Barışın sağlanması için tuhaf bir yol seçmiş oldu.

- Poroşenko, 4 Haziran’da ABD Başkanı Barack Obama’nın yanı sıra AB liderleriyle görüşeceğini söyledi. İlk temasını Batılı ülkelerle yapıyor...

Şaşırtıcı bir husus değil tabi ki. Poroşenko Batı’nın politikasını yönetiyor ve destekliyor. Kendisine destek verenlerle öncelikli olarak biraraya gelecek.

- Avrasya coğrafyasında yeni bir denge kurulması sözkonusu olabilir mi? “SSCB’nin dağılmasından sonra çizilen sınırlar, ‘olması gereken şekilde’ yeniden düzenleniyor” yargısı sizce doğru mu?

Doğru mu anladım sizin sorunuzu? Türkiye’de, Rusya’nın eski SSCB sınırlarına dönmek için topraklarını genişletme korkusu mu var?

- Hayır, benim sorum şu: Avrasya’da yeni bir denge mi kuruluyor? SSCB dağıldıktan sonra Avrasya’daki dengeler değişti. Bu denge nasıl kurulacak?

Avrasya coğrafyasından değil bütün dünyadan söz ediyoruz. SSCB’nin dağılmasından sonra dünyada tek süper güç kaldı, o da ABD. Belli bir süre içinde, dünya tek bir güç merkezli düzende yaşıyordu. Bu güç dengesi herkesçe hoş karşılanmadı. Şu anda dünyada farklı kutup noktaları, güç merkezleri ortaya çıkıyor. Dünyamız yavaş yavaş çok kutuplu bir düzene gidiyor. Ama bu da Rusya’nın SSCB dönemindeki pozisyonuna sahip çıkıp yeniden iki kutuplu dünya düzenine dönmesi anlamına gelmiyor. Bu sözkonusu değil. Şu anda mesela Çin, Avrupa gibi merkezler ortaya çıkıyor. Tek ülkenin diktatörlüğü altında olmazsak, dünyamız daha istikrarlı olur.

- Batı, Ukrayna’da nasıl bir çıkar peşinde. Sorunu sadece, Avrupa’nın enerji güvenliği çerçevesinde değerlendirmek ne kadar doğru olur?

Batı bir değil, birkaç çıkar peşinde. Birinci hedef ekonomiktir. Ukrayna 45 milyon nüfuslu bir pazar. Tabii ki ABD ve Batılı ülkeler, bu piyasaya sahip çıkmak istiyorlar. Ukrayna’nın sanayisi, tarımı ne olacak, bu konular Batı ülkelerini ilgilendirmiyor. Jeopolitik amaçları da var. Ukrayna’yı kendi müttefikleri hatta askeri bir müttefik haline getirmek, böylece üslerini Rus sınırlarına en yakın bir konuma getirmek istiyorlar.

- CIA ajanlarını göndermişler!

Sadece göndermediler; Ukrayna yönetiminin belli bir kısmı CIA ajanı gibi görünüyor. Birçok gazeteci bundan söz ediyor.

- Somut bir bilgi var mı elinizde?

Somut olarak size isim veremem ama bazı yazılarda bütün bu bilgiler, isimler geç0iyor. Diğer taraftan tuhaf rastlantılar görüyoruz. Mesela bir gün CIA Başkanı geliyor: ABD’liler ilk aşamada ziyareti doğrulamasa da ziyaretten bir gün sonra askeri operasyon başlatıldı.

-Peki siz Ukrayna krizinde nasıl bir nihai çözüm istiyorsunuz?

Biz Ukrayna’yı güçlü bir federatif devlet, bloklar dışı bir devlet olarak görmek istiyoruz. Sınırlarımızın yakınında ABD’nin taaruz uçakları, füze savar sistemlerini görmek istemiyoruz. Ukrayna’da bütün bölgelerin, bütün halkların çıkarlarının korunmasını istiyoruz.

- Ukrayna bu olayların ardından NATO’ya alınırsa Rusya’nın tepkisi ne olur?

Tabii ki olumsuz bir tepki olacaktır, kesinlikle net ve ortada. Üst düzey yöneticilerimiz defalarca böyle bir değerlendirme ifade ettiler. Bu bizim için kabul edilemez.


"Türkiye’nin Kırım Tatarlarına karşı hassasiyetini anlıyoruz. Ülkemizde yaşayan halklara güvenceyi anayasamız veriyor. Rusya’da yaşayan bütün halklar eşittir ve eşit haklara sahiptir. Bunu Lavrov, Davutoğlu’na çok ayrıntılı bir şekilde anlattı." Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov, Ukrayna krizinin başından bu yana Kırım Tatarları için güvence arayışında olan AKP hükümetine ince bir mesaj gönderip, “Biz herhangi bir ülkeye herhangi bir konuda güvence vermek zorunda değiliz.” dedi. Rusya’da yaşayan bütün halklara güvenceyi Rusya Anayasası’nın verdiğini dile getiren Karlov, “Rusya’da yaşayan bütün halklar eşittir ve eşit haklara sahiptir” görüşüne vurgu yaptı.

Türkiye’nin Kırım Tatarlarının durumuna ilişkin “biraz fazla hassasiyet” gösterdiğini dile getiren Büyükelçi, geçen hafta imzalanan Avrasya Ekonomik Birliği için Türkiye’ye çağrı yapıp yapamayacağına ilişkin bir soruya, “Böyle bir yetkim yok!” yanıtını verirken Montrö Sözleşmesi’nin uygulanması konusunda da Türkiye’ye özel bir rol düştüğünü söyledi.

Aydınlık’ın Karlov ile yaptığı söyleşinin ikinci bölümü:

- Gürcistan’ın Ağustos ayında AB ile ortaklık anlaşması imzalaması söz konusu. İkinci bir kriz mi olacak peki?

Gürcistan’ın atacağı adım zaten belliydi. Öte yandan Beyaz Rusya ve Kazakistan devlet başkanları Avrasya Ekonomik Birliği’nin kurulmasına dair anlaşma imzaladılar. Bu birlik, 1 Ocak 2015’ten itibaren yürürlüğe girecek. Kapalı bir örgüt olmayacak, yeni üyelere açık bir örgüt olacak. Fakat diğer taraftan söz konusu birliğin üyesi olmayan, birlikle ekonomik ilişkilerini geliştirmekten yana olan ülkeler ile daha yakın işbirliği yapmaya hazırız.

Avrasya Birliği kapalı bir örgüt değil

- Peki, Türkiye üye olabilir mi? Türkiye hem NATO üyesi, hem AB ile tam üyelik görüşmeleri sürdürüyor?

Çok ilginç bir soru sordunuz gerçekten. Düşünüyorum ki, hemen cevap veremeyeceğim size...

- Siz Türkiye’yi davet ediyor musunuz?

Benim böyle bir yetkim yok (Gülerek söylüyor). Bildiğim kadarıyla, bu birliğe Ermenistan ve Kırgızistan da katılacak.

Kimseye güvence vermek zorunda değiliz!

- Türkiye, Ukrayna krizinde ABD ve NATO’nun yanında yer almakla birlikte, çok fazla “etkin” bir politika izlemedi. Türkiye’nin bu krizdeki yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye bizim için örnek bir ortaktır. Farklı uluslararası konularda pozisyonları tamamen birbiriyle örtüşen iki ülke bulamazsınız dünyada. Diğer taraftan da önemli olan, farklılıklara rağmen ülkeler birbirlerine nasıl davranıyorlar. Mesela, farklılıklar varsa, ABD ve AB’nin olduğu gibi Rusya’ya karşı yaptırım diliyle konuşmak.

- Türkiye’de Kırım’la ilgili yaşanan hassasiyet konusunda, gerek özel gerekse resmi açıdan güvence verdiniz mi?

Biz herhangi bir ülkeye herhangi bir konuda güvence vermek zorunda değiliz. Diğer taraftan, ülkemizde yaşayan haklara güvenceyi bizim anayasamız veriyor. Rusya’da yaşayan bütün halklar eşittir ve eşit haklara sahiptir. Türkiye’nin Kırım’da yaşayan Tatarlara karşı nasıl bir duygu içinde olduğunu çok iyi anlıyoruz. Türkiye’ye, Kırım Tatarları’na yönelik politikaları, attığımız adımları anlatmaya devam edeceğiz. Mesela, iki gün önce Moskova’da bizim ülkemizin Dışişleri Bakanları bir araya geldi. Lavrov, Davutoğlu’na çok ayrıntılı bir şekilde anlattı Tatarlara yönelik politikamızı. Rusya son iki ayda, Kırım’ın Rusya’nın parçası olduğu iki ayda, Ukrayna’nın 23 sene içinde yapamadığını sadece iki ay içinde yaptı. Ama, Kırım Tatarlarının durumuyla ilgili biraz fazla hassasiyet gösteriyor.

NATO ve ABD dibimize kadar geldi

- Karadeniz’de ABD’nin güç bulundurma ısrarı sadece Ukrayna kriziyle mi bağlantılı? Yoksa ABD’nin daha büyük bir planı olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu, bir planın parçasıdır. Eğer SSCB’nin dağılmasından sonraki yıllara bakarsanız, NATO ve ABD her yıl bizim sınırlarımıza daha yakın oluyor. Mesela, daha önce bize güvence verdiler ki Avrupa’nın merkez doğu ülkeleri NATO’nun üyesi olmayacak, bu ülkelerde NATO üsleri olmayacak. Ama haritaya bakarsak, bütün bunları görmüş olacağız. Son olarak ABD, AB, artık Rusya’nın toprakları içinde yapılan askeri tatbikatların bitirilmesini talep ediyorlar bizden. Rusya sınır bölgesine yakın olan birliklerin sınırdan gönderilmesini istiyorlar.

- Peki, Türkiye, Montrö Sözleşmesi konusunda yeterince hassas davranıyor mu?

Türkiye ve diğer taraf ülkelerin, sözleşmenin bütün hükümlerini yerine getirmesi lazım. Sözleşmede, Türkiye’ye özel bir rol düşüyor; çünkü Boğazlar’a ev sahipliği yapıyor, bu husus ışığında da sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili en önemli rol Türkiye’de. Şu ana kadar sözleşmenin uygulanmasıyla ilgili bir anlaşmazlık çıkmadı.

- Washington yönetimi bugüne kadar Rusya’dan, Montrö’nün değiştirilmesi ya da ABD’ye bir istisna tanınmasını istedi mi?

Elimizde böyle bir bilgi yok. Ama eğer böyle bir talepte bulunacaksa, Türkiye’ye yönelik olacaktır.

NATO ve ABD, sınırımızda uçuyor

- Türkiye ile Rusya arasındaki Açık Semalar Anlaşması’na karşın, Rusya’nın istihbarat uçakları, Karadeniz sınırı boyunca çok sayıda uçuş gerçekleştirdi...

Açık Semalar Anlaşması var ve 2 ülke anlaşmayı çok güzel biçimde kullanıyor. Ama bizim uçaklarımızın uçuşu, ulusla-rarası hava sahasında, uluslararası bir pratiktir. Mesela, bizim de sınırlarımıza yakın uluslararası hava sahasında ABD ve NATO uçakları uçuyor ve biz buna tepki göstermiyoruz, tabii ki ihlal olmadığı takdirde.

Deniz Kahraman

http://www.aydinlikavrupa.eu/index.php/guendem/3309-andrey-karlov-montroede-tuerkiyeye-oezel-bir-rol-dueueyor.html