Rusya Federasyonu hakkında bilgiler

Volga Kıyıları

Volga’ya, “Rusya’nın ana caddesi” derler. Volga, ülkenin sembollerinden biridir. “Volga, özüm anam Volga” der, eski bir Rus şarkısı. Volga, Avrupa’nın en uzun nehridir, uzunluğu 3530 km.dir. Volga’yı genel hatlarıyla çizip haritadaki yerini belirleyen ilk bilim adamı, eski Yunanlı Klavdi Ptolemey’dir. (M.S. II. yy.)

Volga, büyük bir suyolu ve turistik hattır. Rusya’nın tam kalbinde bulunan Valday bataklığındaki bir pınardan doğarak yüzlerce göle su taşıyan Volga, sularını ülkenin merkezindeki yerlere dağıttıktan sonra neye doğru iner ve ayrı ayrı yönlere doğru akan 800 kola ve çaya ayrılıp büyük bir delta oluşturarak Hazar Denizi’ne dökülür. Volga kanallarla Baltık Denizi, Beyaz Deniz ve Azak Denizi’ne, Rusya’nın en büyük şehirleri olan Moskova’ya ve St. Petersburg’a bağlanmıştır. Moskova’dan St. Petersburg’a ya da tam tersi istikamette veya da şairane zellikteki Volga şehirleri Yaroslavl, Mışkin, Kostroma ve Ugliç’e kadar daha kısa mesafelere gemi yolculuğu yapmak, yabancılar arasında popülerdir. Şimdi de Volga’nın doğduğu yere, Tver Yöresi’ne bir göz atalım. Nehrin başladığı yerin XVII. yy. gibi eski bir tarihte böyle tam olarak belirlenmiş olması çok nadir görülen bir olaydır. Devlet arşivlerindeki eski belgeler bize Volga’nın “bataklıkta bulunan bir akağacın altındaki kaynaktan çıkıp Volgo Gölü’ne doğru akmaya başladığını” gösteriyor. Rus Çarı Aleksey Mihayloviç’in emri üzerine 1649 yılında, kutsal bir yer sayılan Volga’nın doğduğu topraklara Volgoverhovski Spaso Preobrajenski Rahip Manastırı kurulmuştur. nümüzde burada kırmızı taştan örülmüş Olgin Katedrali bulunmaktadır. Volga üzerine kurulan ilk sembolik köprü, kaynağın çıktığı noktadan yirmi-otuz metre ötede, küçük bir çocuğun bile kolaylıkla atlayıp geçebileceği bir yerdedir. Rus nehrine hayat veren pınarın üstünde ağaçtan bir şapel bulunmaktadır. Yakınlarda da Volgoverhovye adında tipik Rus köyü vardır. Burası turist akınına uğrayan bir yerdir. Aileleriyle beraber çok uzaklardan gelen insanlar, çocuklarına Rusların kutsal saydığı bu yeri göstermek için can atarlar.

Volga’nın doğduğu yere sadece birkaç kilometre uzaklıkta, Rusya’nın orta bölgelerinin en tanınmış turizm merkezi olan Seliger Gölü bulunur. Burası, kuzeyden neye doğru 100 km.lik bir alana yayılan akıntılar ve kollardan oluşan bir göller yöresidir. Seliger’de 160 ada, 110 akarsu kolu vardır. Kıyıları r yapraklı ağaçlardan ve çam ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Orman kenarları ve açıklar, “vahşi tabiata bayılan” turistler için ideal bir yerdir. Yazın buraya gelen balıkçıların ve padılbotçuların kurduğu çadırlar göl kıyılarında ve adalarda adeta rengârenk parlar. Haziran’da su sıcaklığı +20 dereceye kadar yükselir, bazen daha da artar. Seliger, balıkçılar için gerçek bir cennettir. Bu sularda 30 tür balık yaşar: uzun levrekten tutun da çapak balığına, yayın balığına ve hatta yarım asır önce buraya getirilen yılan balığına kadar çok değişik türde balıklar vardır. Ayrıca, pek çok mantar ve yaban mersini, çilek, kırmızı yaban mersini gibi yemişler de vardır.

Seliger Yöresi’nin merkezinde, tipik bir Rus şehri olan Ostaşkov bulunur. Buradaki iskeleden gemiler kalkar. Göl gezisi yapmak isteyenler için en zel zaman akşam vakitleridir. Yüzlerce turist Seliger’in meşhur n batımını hayranlıkla seyretmek, Nilov Pustin Manastırı’nın bulunduğu romantik ve küçücük adaları gezmek için buraya gelirler. Sayısız göl ve bataklıkta labirentler çizip küçük ve orta büyüklükteki nehirlerin sularını kendi sularına katan Volga, Moskova’nın yaklaşık 100 km. kuzeyinden dolaşıp eski Rus şehirleri Rjev, Zubtsov, Tver, Ugliç, Yaroslavl, Kostroma’dan geçerek Nijni Novgorod’da en büyük sağ kolu olan Oka’yla buluşur.

Nijni Novgorod, büyüklük açısından Rusya’nın üçüncü büyük kentidir. Volga’nın sarp kıyılarından birinde bulunan ortaçağdan kalma kalesiyle ve sürekli açık olan Rus silahları sergisiyle ünlüdür. UNESCO Nijni Novgorod’u, tarihi ve kültürel eserler bakımından zengin olması sebebiyle dünya çapında değer taşıyan 100 şehirden biri olarak listesine geçirdi. Bu bölge, Hohloma süslemeleri, Pavlov bıçakları, Gorodets işlemeleri, Semenov Matriyoşkaları, Kazak teli, Bolahnin dantelleri gibi eşsiz el sanatlarıyla da ünlüdür. Nijni Novgorod, ticaret ve zanaatla uğraşan müreffeh bir şehirdir. Nijni Novgorod için boşuna “Rusya’nın cebi” dememişlerdir. Burada eskiden beri ülkedeki bütün iş adamlarını toplayan büyük sanayi fuarları kurulmaktadır.

Volga şehirlerinden biri olan Kazan, Müslümanlığın Rusya’daki merkezidir ve Tataristan Cumhuriyeti’nin başkentidir. Tatar Devleti’nin temellerinin atıldığı ve İslam dininin kabul edildiği, XV. yy.da kaybolan küçük bir yerleşim yeri olan Bulgar’ı ziyaret eden turist sayısı her yıl daha da fazla artmaktadır. Organize edilen turlar buraya yalnız Müslümanları değil, Ortodoksları da çekmektedir. Kazan Kalesi, Eski Tatar Köyü, Raifski Bogoroditski Manastırı, Sviyanjsk ve Yelabug şehirleri ve yakınlardaki M.S. 1000 yılında Volga kıyılarında yaşayan toplulukların birine ait yerleşim merkezinin kalıntılarının bulunduğu harabeler önemli tarihi yerlerdir.

Kazan şehrinin en ilginç mimari yapısı, şehrin simgesi olan Süyüm Bike Kulesi’dir. XVII. yy.ın ikinci yarısında kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Kulelerle ilgili pek çok efsane vardır. Bunlardan birinde, yeryüzünde eşine rastlanmamış bir zellikte olan dul Süyüm Bike Hatun’u duyan Korkunç İvan’ın ona kendisiyle evlenerek Moskova Çariçesi olmasını teklif ettiği anlatılır. Süyüm Bike’nin bu teklifi reddetmesi üzerine Ruslar Kazan’a sefer düzenlemiştir. Bir katliam çıkmasını istemeyen Süyüm Bike, bir şartla Korkunç Çar’la evlenmeye razı olur: Düğün hediyesi olarak bir hafta içinde Kazan’da bulunan bütün minarelerden daha yüksek bir kule yapılmalıydı. Düğün gecesi verilen ziyafet esnasında gelin, Moskova’ya hareket etmeden önce son defa doğduğu şehre yukarıdan bakmak istedi. Son kata kadar çıktı ve … Küçük oğluyla beraber aşağı atladı. Bunu gören Korkunç İvan, Kazan’ı yaktı.

Pek çok yabancı turist Ulyanovsk’u ziyaret eder. Bunun nedeni daha çok, bu şehirde doğmuş olan Vladimir Lenin’e olan ilgiden kaynaklanmaktadır. Daha önceleri ziyarete kapalı olan TU–204 uçaklarının bulunduğu havacılık tesisleri ve uçuş egzersizleri yapabileceğiniz (imitasyon uçuş) sivil uçak tesisleri, ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ziyaretçiler bütün bunların dışında başka ilgi çekici şeyler de keşfetmektedirler. Burada Rusların yanı sıra Tatarların, Çuvaşların, Mordvinlerin, Volga’lı Almanların yaşadığını ve bütün bu milletlerin kendi milli bayramlarını her yıl aksatmadan kutladıklarını görürler. Kurban Bayramı, sonbaharda kutlanan bira bayramı, Kaze Mese (Tatarların kaz Bayramı), Mostorovan Morot (Mordvin Folklor Festivali), Akatuy (Çuvaşların Milli Bayramı), burada kutlanan bayramlar arasındadır.

Tolyata’da meşhur Volga otomobil Fabrikası bulunur. Buna rağmen şehir temiz havadan mahrum kalmamıştır çünkü burada bulunan üç bölge de ormanlarla çevrilidir. Bu ormanlarda mus, karaca, tavşan, tilki ve sincaplar yaşar. Bu yöreye ait bir efsaneye göre şehrin ortasına yayılmış çam ormanı, XIX. yy.ın ilk yarısında Napolyon’un Rusya’ya düzenlediği sefer esnasında esir alınan Fransız askerlerinin diktiği ağaçlarla kurulmuş.

Volga’yı vapurla gezmek isterseniz, kendinizi meşhur Jiguli Dağları’nın bakir dünyasında, balta girmemiş ormanlarında bulursunuz. Jigulevsk’deki Milli Park Samarskaya Luka’ya “Volga İsviçresi” derler. Bu eşsiz doğa abidesi, pek çok türde bitki ve hayvana ev sahipliği eder. Turistler, Jiguli’de yürüyüş yaparlar, at binerler, dağlık arazilerin gizemli dünyasını keşfederler, yöre halklarıyla tanışır, padılbot ya da yelkenlilerle Volga üzerinde tur atarlar.

Jiguli Dağları’nda çok ilginç doğaüstü olaylar çok gözlenir. Gökyüzünde, zaman zaman parlayan yeşil ışık kümeleri görülür, bunlara yerli halk “kedi pençeleri” adını takmıştır; bazen de üç köşeli ışık demetleri ortaya çıkar bunların da bir adı vardır: “kedi kulakları”. Eski şehirlerin, kiliselerin ve kalelerin şekillerinin görüldüğü Jiguli serapları ile ilgili birçok efsane vardır.

Volga’nın en zel ve en uzun rıhtımı Samara’dadır. Burası tam anlamıyla bir “kaplıcadır”. Samara, Volga şehirleri arasında nüfusu bir milyonu aşan beş şehirden biridir. Buraya gezmeye gelen turistler, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma gizlilik belgesi kaldırılmış binalardan en derinde olanına, yani Stalin’in kombine fabrikalarına inebilir, Jigulevsk birasının Rusya’daki en eski çeşidini tadabilir, Jigulevsk Kapısı’ndan vapurla geçebilir, Volga’nın orta bölgelerinin en ücra yerlerine gidebilirler.

Samara Yöresi’nde, Volga’nın Mastrukovski göllerinin yanındaki kıyılarda otuz yıldır şarkı festivalleri yapılır. Her yıl tekrarlanan bu festivallerde bardovski şarkıları söylenir. Romantizmden hoşlanan on binlerce yerli ve yabancı turist, festival havasını teneffüs etmek için birkaç nlüğüne buraya gelirler. Burada çadır kampları kurarlar, ateş etrafında arkadaşlarıyla otururlar ve sevdikleri şarkıları dinlerler. Festivalin en etkileyici bölümü, finalde yer alan gece konseridir. Sahne, gitar şeklindeki bir salın üstüne kurulur. Seyirciler ise binlerce el feneriyle ışıldayan sarp kıyının üstündeki çimenlere yayılırlar. Herkes, dostane bir hava içinde sahneye çıkan kişiye eşlik eder ve şarkı söyler. Bu kıyıya, “Türkü Söyleyen Dağ” adı verilmiştir.

Nehrin sağındaki kıyıda, Volga şehirlerinin en büyüklerinden biri olan Saratov bulunmaktadır. Bu yörenin tarihi, XVII. yy.da çıkan köylü isyanının başı olan Stepan Razin ve Yemelyan Pugaçev’le yakından ilgilidir. İlk kez XVII. yy.da Rus imparatoriçesi Büyük Yekaterina zamanında Saratov’da görülmeye başlanan, Batı Avrupa’dan gelen göçmenlerin (bilhassa Almanya’dan) şehrin gelişmesinde büyük bir rol oynamış olması ilginçtir. Mukomolov Şmidtov, Reyneke, Borel gibi zengin ve tanınmış aileler diğer Alman göçmenlerden ayrı bir yere sahiptiler. Bu aileler Saratov’daki en zel evlere sahiptiler, ilim ve sanat koruyucusu hayırsever insanlardı. Saratov’un karşısında, birkaç kilometre daha aşağısında, Volga’nın karşı kıyısında bir başka önemli yer daha vardır. Dünyadaki ilk kozmonot Yuri Gagarin, 12 Nisan 1961 yılında Smelovka Köyü’nün yakınlarındaki bu yere inmiştir.

Volga kıyılarının aşağı kısmındaki en eski Rus şehri Astrahan, Volga’nın oluşturduğu deltadaki birkaç adanın üstüne kurulmuştur. Burası Volga ve Hazar Denizi’nin balık avlama merkezidir. Burada dünyada ihtiyacının %90’ını sağlayan mersin balığı sürüsü (büyük mersin balığı, Rus mersini, çoka vb.) bulunur. İçlerinde en lezzetli olanları, Rus havyarı olarak bilinen ve dünyanın her yerine ihraç edilen siyah ve kırmızı havyardır.

Bu yemeğin nasıl yapıldığıyla ilgili bazı sırlar vardır. Bu sırlar, ağzının tadını bilenler için altın değerindedir. Havyarın en zeli, Volga’nın kollarının Hazar Denizi’ne döküldüğü yerde ilkbahar ve sonbaharın belirli haftalarında yakalanan balıklardan elde edilir. Havyarlar yıkandıktan sonra tuzlanarak konserve kutularına koyulur. Tecrübeli bir kişi, birkaç mersin balığından çıkardığı havyarı renklerine, zarlarının kıvamına ve sadece uzmanların bildiği diğer bir takım işaretlere göre özenle seçerek karıştırır.

Mersin balıkları, Rusya’nın ulusal zenginliğidir. Bu çok değerli ve nadir bulunan balıkların sayılarını artırmak için Astrahan Yöresi’nde 8 Balık Fabrikası faaliyet göstermektedir. Mersin balığı ve büyük mersin balığı için ferdi avlanma yasaklanmıştır çünkü bu balık türü, amatör balıkçılar arasında çok popüler olan bir türdür. Avlanan mersin balığını tartar, anı olarak beraber bir fotoğraf çektirir, sonra da tekrar suya bırakırlar. Balık avı bahane, ne pahasına olursa olsun bu yörelere gitmek gerekir. Gerçekten de deltanın büyük bir bölümü, avlanmanın yasak olduğu yerlerle doludur, sadece avlanma lisansı olanlara müsaade edilir ama oltaya 45. kg.lık bir yayın balığı da isabet edebilir. Buraya dünyanın her yerinden balıkçılar gelir. Deltada ayrıca, kaz, ördek ve diğer su kuşu avları da popülerdir.

Son zamanlarda Astrahan Bölgesi’ndeki turistik yapılanma hızlı adımlarla ilerlemektedir. Aktif tatilden hoşlananlar için modern turizm merkezleri her türlü konforu olan yüzen oteller inşa edilmektedir. Bu oteller hiçbir açıdan “karadaki” otellerden geri kalmaz. Volga gezileri için konforlu küçük gemiler kullanıma hazırlanmaktadır.

Rusya’nın Kazakistan sınırında, Volga’nın oluşturduğu deltanın yakınlarındaki Hazar denizi körfezlerinde eşsiz bir zelliğe sahip olan lotusla karşılaşırsınız. Lotusun çiçek açtığı dönemlerde gemi turları düzenlenir. Turistler bilhassa bu lotus tarlalarını doya doya seyretmek için gelirler. Manzara, tek kelimeyle harikadır.

1. Volga’nın doğduğu yer daha XVII. yy.da tam olarak belirtilmiştir. Devlet arşivlerindeki eski belgeler bize Volga’nın “bataklıkta bulunan bir akağacın altındaki kaynaktan çıkıp Volgo Gölü’ne doğru akmaya başladığını” gösteriyor. Rus Çarı Aleksey Mihayloviç’in emri üzerine 1649 yılında, kutsal bir yer sayılan Volga’nın doğduğu topraklara Volgoverhovski Spaso Preobrajenski Rahip Manastırı kurulmuştur. nümüzde burada kırmızı taştan örülmüş Olgin Katedrali bulunmaktadır. Volga üzerine kurulan ilk sembolik köprü, kaynağın çıktığı noktadan yirmi-otuz metre ötede, küçük bir çocuğun bile kolaylıkla atlayıp geçebileceği bir yerdedir. Rus nehrine hayat veren pınarın üstünde ağaçtan bir şapel bulunmaktadır. Yakınlarda da Volgoverhovye adında tipik Rus köyü vardır. Burası turist akınına uğrayan bir yerdir. Aileleriyle beraber çok uzaklardan gelen insanlar, çocuklarına Rusların kutsal saydığı bu yeri göstermek için can atarlar.

2. Volga’nın doğduğu yere sadece birkaç kilometre uzaklıkta, Rusya’nın orta bölgelerinin en tanınmış turizm merkezi olan Seliger Gölü bulunur. Burası, kuzeyden neye doğru 100 km.lik bir alana yayılan akıntılar ve kollardan oluşan bir göller yöresidir. Seliger’de 160’dan fazla ada vardır. Kıyıları r yapraklı ağaçlardan ve çam ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır. Orman kenarları ve açıklar, “vahşi tabiata bayılan” turistler için ideal bir yerdir. Sıcak sezonda buraya gelen balıkçıların ve padılbotçuların kurduğu çadırlar göl kıyılarında ve adalarda adeta rengârenk parlarlar. Haziran’da su sıcaklığı +20 dereceye kadar yükselir, bazen daha da artar. Seliger, sadece yazın değil kışın da balıkçılar için gerçek bir cennettir. Bu sularda 30 tür balık yaşar: uzun levrekten tutun da çapak balığına, yayın balığına ve hatta yarım asır önce buraya getirilen yılan balığına kadar değişik türde balıklar vardır. Ayrıca ormanlarında pek çok mantar ve yaban mersini, çilek, kırmızı yaban mersini gibi yemişler de vardır.

3. Seliger Yöresi’nin merkezinde küçük bir taşra şehri olan Ostaşkov bulunur. 500 yıldan fazla bir zamandır ayaktadır. Deri mamulleri ile ünlüdür. Şehrin görülmeye değer en önemli yeri, Eski rıhtımdaki neredeyse su içinde duran evlerdir. Buradaki iskeleden gemiler kalkar. Göl gezisi yapmak isteyenler için en zel zaman akşam vakitleridir. Yüzlerce turist Seliger’in meşhur n batımını hayranlıkla seyretmek, Ortodokslar için kutsal bir yer olan Nilov Pustin Manastırı’nın bulunduğu romantik ve küçücük adaları gezmek için buraya gelirler.

4. Sovyet mahkûmları tarafından yapılan dünyanın en büyük baraj göllerinden birine küçük bir Volga şehrinin adı verildi: Rıybinsk. Rıybinsk, nehir ve demir yollarının kesiştiği yerde bulunur. Rıybinsk’te eskiden beri balık avcılığı ve Çar avlusuna teslimatı, tahıl ticareti ve kabotaj, malların Petersburg’a taşınması, uçak motorları üretimi yapılırdı. “Rıybinsk şehri, Petersburg’un bir köşesi” sayılır. Kilise ve binalarının görünüşüyle, sokak planlamasıyla Kuzeydeki başkenti andırır. Sovyet yıllarında Rıybinsk bir süre Sovyetler Birliği yöneticilerinden, KGB Generali Andropov’un ismini taşımıştır.

5. Nijni Novgorod, büyüklük açısından Rusya’nın üçüncü büyük kentidir. Volga’nın sarp kıyılarından birinde bulunan XVI.-XVII. yy.lardan kalma kalesiyle, muhteşem rıhtımıyla ve sürekli açık olan Rus silahları sergisiyle ünlüdür. Burada, devrim öncesi zamanlardan beri ülkedeki bütün iş adamlarını toplayan büyük sanayi fuarları kurulur.

6. Volga şehirlerinden biri olan Kazan, Tataristan Cumhuriyeti’nin başkentidir. Tarihinde, Kazan Kalesi gibi mimari eserlerinde, ezeli Rus ruhu, Doğu’nun eşsiz kokusuyla harmanlanmıştır. En önemli tarihi yerleri Kale ve Süyüm Bike Kulesi’dir. nümüzde Kazan, Rus ve Tatar geleneklerinin bir arada yaşadığı büyük bir kültür merkezi haline gelmiştir.

7. Kazan’dan nehir tramvaylarına binip eski Rus mimarisine ait eserlerle dolu eski ve küçük bir şehir olan Sviyjsk’ın bulunduğu adaya gidilebilir. Yolda adeta kayadan oyularak çıkarılmış bir manastır görürsünüz. Burada doğa hayret verici bir zelliktedir.  Sviyaga Nehri bambaşkadır: sulak yerlerinde Kırmızı Kitap’ta yeri olan nadir görülür bitkiler yetişir; bataklık samuru, yaban domuzu ve su çulluğu gibi hayvanlar yaşar.

8. Volga’nın en zel ve en uzun rıhtımı Samara’dadır. Samara, Volga şehirleri arasında nüfusu bir milyonu aşan beş şehirden biridir. Buraya gezmeye gelen turistler, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma gizlilik belgesi kaldırılmış binalardan en derinde olanına, yani Stalin’in kombine fabrikalarına (derinliği 37 m.dir) inebilir, Jigulevsk birasının Rusya’daki en eski çeşidini tadabilir, Jigulevsk Kapısı’ndan vapurla geçebilir, Volga’nın orta bölgelerinin en ücra yerlerine gidebilirler. Samara dolaylarındaki karstik mağaraları da ziyaret edebilirler.

9. Yüksekliği 375m.yi bulan Jiguli Dağları, Samarskaya Luka’nın menderesinin içinde Volga’nın sağında bulunan kıyı boyunca 75 km.lik bir alana yayılır. Jigulevsk’deki Milli Park Samarskaya Luka’ya “Volga İsviçresi” derler. Bu eşsiz doğa abidesi, pek çok türde bitki ve hayvana ev sahipliği eder. Burada çam ormanları, taşlı bozkırlar ve körfez çayırlıkları yan yana bulunur. Karstik boşluklar, billur gibi temiz su depolarıdır. Turistler, Jiguli’de yürüyüş yaparlar, at binerler, dağlık arazilerin gizemli dünyasını keşfederler, yöre halklarıyla tanışır, padılbot ya da yelkenlilerle Volga üzerinde tur atarlar. Jiguli Dağları’nda çok ilginç doğaüstü olaylar çok gözlenir. Gökyüzünde, zaman zaman parlayan yeşil ışık kümeleri görülür, bunlara yerli halk “kedi pençeleri” adını takmıştır; bazen de üç köşeli ışık demetleri ortaya çıkar bunların da bir adı vardır: “kedi kulakları”. Bazıları, eski şehirlerin, kiliselerin ve kalelerin şekillerinin görüldüğü meşhur Jiguli’de görülen seraplar gibi bütün bu doğaüstü olayları, UFO’yla bağdaştırır.

10. Bütün dünyanın Stalingrad adıyla tanıdığı şehir, İkinci Dünya Savaşı anılarıyla doludur. Volgograd’ın en önemli tarihi eserleri de elbette bu olayla ilgilidir: Mamayev Tepesi, devasa boyutlardaki Ana Vatan Abidesi, “Stalingrad Harbi” Panorama Müzesi. Fakat burada, su üstünde duran eşsiz Kilise, “Staraya Sperta” ve “Kazaçi Kuren” açık hava müzeleri gibi başka ilginç yerler de vardır. ney doğası, maden suyu kaynakları, nehrin her iki yanına bulunan kum plajları, bu Kazak Yöresi’nde dinlenmek için mükemmel imkânlar bulunduğunun bir ispatıdır. Şehrin içinde değil de Büyük Kazan Köyü’nde mola vermeniz tavsiye edilir. Burada XVIII.-XIX. yy.lardan kalma evlerde farklı bir dünyaya yelken açabilir, Kazak yaşantısını yakından tanıyabilirsiniz. Geleneksel törenlere katılır, Kazan mutfağından yeni tatlar alabilirsiniz ve de balık avına çıkabilirsiniz.

11. Volga kıyılarının aşağı kısmındaki en eski Rus şehri Astrahan, Volga’nın oluşturduğu deltadaki birkaç adanın üstüne kurulmuştur. Burası Volga ve Hazar Denizi’nin balık avlama merkezidir. Burada dünyada ihtiyacının %90’ını sağlayan mersin balığı sürüsü (büyük mersin balığı, Rus mersini, çoka vb.) bulunur. İçlerinde en lezzetli olanları, Rus havyarı olarak bilinen ve dünyanın her yerine ihraç edilen siyah ve kırmızı havyardır.

12. Rusya’nın Kazakistan sınırında, Volga’nın oluşturduğu deltanın yakınlarındaki Hazar denizi körfezlerinde eşsiz bir zelliğe sahip olan lotusla ve beyaz nilüfer çiçeğiyle karşılaşırsınız. Nuh zamanından beri lotus ve İndiyum, kutsal bitkiler olarak tanınır. Hint Tanrıları, bir lotus üstünde uyurken ya da ayakta dururken tasvir edilmişlerdir. Rusya’da kadınların zelliği akağacın zelliğiyle anlatılmak istenseydi şöyle denirdi: Lotusa benzeyen kadın ya da lotus gözlü kadın. Mavi lotus Mısırlılarda, kutsal bir bitki sayılırdı. Koyu pembe ya da kırmızı iri çiçekleri olan lotus, Asya’da bile bilinir ama zel lotus zehirli bir bitkidir. Köklerinde, filizlerinde, yeni yeşeren yapraklarında bir miktar zehir vardır. Lotus cevizlerinden birkaç tane yiyince mideniz biraz rahatsızlanabilir.

13. Volga’nın oluşturduğu deltada balık avlamak müthiş bir şeydir. Balık avı sezonunda dileyen herkes izin almaya gerek kalmadan balık tutabilir. Buraya binlerce balıkçı gelir. Ne de olsa yüzen iskeleler onlar için yapılmıştır. Balık avlama yarışmaları düzenlenir. Rusya’nın ulusal zenginliği, mersin balıklarıdır. Bu çok değerli ve nadir bulunan balık türünün çoğalmasını sağlamak için Astrahan Yöresi’nde 8 balık fabrikası faaliyet göstermektedir.