Rusya Federasyonu hakkında bilgiler

Rusya’nın Kuzeybatısı

Rusya’nın kuzeyinin ve batısının, geçmiş zamanlara ait eserlerden oluşan kendine has bir koleksiyonu vardır: Rusya’daki en eski manastırlar, katedraller, şehir yapıları ve turistlerin en nadir hayvan türleriyle tanıştığı emsalsiz doğal müzeler yani açık hava müzeleri.

Beyaz Deniz’in batısında şairane zellikte gölleri, geniş orman açıklıkları olan Solovets takımadaları bulunmaktadır. Meşhur Vozneseni Kilisesi, Büyük Solovets Adası’nda bulunur. Solovetsler’de cilalı taş devrinden kalma mabetler, balıkçı ve avcı kulübeleri vardır. Burada ayrıca, Kuzey Kutup Dairesi’nden pek de uzakta olmayan Botanik Bahçesi yer alır. Beyaz Deniz’e ait adalardan birinde XV. yy.dan kalma meşhur Solovets Manastırı bulunmaktadır.

Karelya’ya genellikle “göller ülkesi” derler. Burada, Avrupa’nın en büyük gölleri olan Ladoga ve Onega Gölleri bulunur. Karelya’daki toplam göl sayısı 60 binin üzerindedir. Nehir ve göllerde yığınla balık vardır; kıyılarda ise sayılamayacak kadar çok mantar ve yemiş bulunur. Girintili çıkıntılı körfez kıyıları ve kayalık adalar, kendine has su labirentleri oluşturur. Bu bölgeler, turistler, padılbotçular ve balıkçıların dinlenme mekânıdır. Ladoga Gölü’nün kuzeyindeki Valaam Adası, XIV. yy.dan kalma manastırıyla ünlüdür. Keşişler kendi çabalarıyla bu yabani kuzey adasını, içinde çiçekler açan bir bahçeye dönüştürmüşlerdir. Bataklığı kurutup kanallar için akıtma sistemi yapmışlar, yüzlerce kilometre ötedeki ney bölgelerden arabalar dolusu çernozyum toprağı taşımışlardır. nümüzde Valaam’da sert iklimine rağmen meyve ağaçları yetişmektedir.

Valaam yakınlarındaki Kiji Adası, 22 kubbeli, 5 salonlu Preobrajenski Kilisesi ile görenleri adeta büyüler. 1714’te tek bir çivi çakılmadan yalnızca balta ve oyma kalemi kullanarak çam kütüklerinden yapılmıştır. Bir rivayete göre, planını Büyük Petro’nun kendisi çizmiştir. Şimdi Kiji Adası’nda Karelya’nın dört bir tarafından toplanan ahşap mimarlığı eserleri bulunmaktadır.

Petrozavodsk yakınlarındaki Suna Nehri’nde Kivaç şelalesi bulunmaktadır. Büyüklük bakımından Avrupa’daki en büyük şelaleden sonra gelir. Eskiden 11 metre yükseklikten aşağı akan suların çıkardığı uğultu 4–5 metre öteden duyulurdu. Şelalenin yakınlarında aynı isimde bir açık hava müzesi kurulmuştur.

Leningrad Bölgesi’nin en büyük ve en zel şehirlerinden biri olan Vıborg, St. Petersburg’tan 130 km. ötede, Karelya kıstağının kuzey batısındaki Finlandiya Körfezi’nde bulunur. Vıborg’un etrafı şairane bir zelliğe sahiptir ve emsali olmayan abidelerle doludur. Eskiden şövalyelerin oturduğu, Rusya’nın orta çağdan kalma en son şatosu olan Vıborg Şatosu, Yuvarlak Kule, Ratuşa Kulesi, Saat Kulesi, Giatsin Katolik Kilisesi, Pyotr I anıtı, XIX. yy.dan kalma bir çiftliğin içinde bulunan muazzam bir manzarası olan “Monrepo” Parkı, en önemli tarihi eserleridir.

Yantarniy Yöresi, Rusya’nın en batısında bulanan bir bölgedir. Yantarniy Köyü’nde dünya rezervlerinin %90’ını teşkil eden en büyük “neş taşı” yatağı bulunur. Burada her yıl 600 ila 800 ton arası neş taşı elde edilir. Kaliningrad Kehribar Fabrikaları, bu taştan 350’nin üzerinde mamul üretmektedir: mücevheratlar, duvar kabartmaları, vazolar, heykelcikler, hediyelik eşyalar. Şehirde geçmişten nümüze dek kehribardan yapılma eşyalar, süslemeler ve başka örneklerin toplandığı bir müze de vardır.

Kurşskaya Kosa, 98 km. uzunluğunda 400 m. ila 4 km. genişliğinde kum tepelerinden oluşan yarımadalar zinciridir. Tuzlu Baltık Denizi, burada 68 m. yüksekliğindeki Kurskiy Körfezi’nin tatlı suyuyla yan yanadır. Kurşskaya Kosa bölgesinin iklim özellikleri, burada yapılan maden suları ve turba çamuru pek çok değişik hastalıkların tedavisinde olumlu etki gösterir. Kum tepeleriyle birleşen orman yeşilliği, kumlu plajların beyazlığı ve Baltık Denizi’nin uçsuz bucaksız yeşilliği binlerce turisti buraya çeker.

Kiril Belozerski Rahip Manastırı, Siversk Gölü kıyısında bulunmaktadır. 1397 yılında kurulmuştur. Uspenski Katedrali (1497-1498), hastane odaları (XVI.yy.sonu-XVII.yy.başı), “Eski şehrin” (XVI. yy.) ve “Yeni Şehrin” (1653-1682) kale yapıları, XVI.-XVIII. yy.lara ait bir çok kilise ve bina mimari unsurları bakımından önemli bir yer teşkil eder. 1924 yılından itibaren burası açık hava müzesine dönüştürülmüştür.

Vologda Bölgesi’nde, Kiril Belozerski Manastırı’ndan 20. km. ötede kalan Ferapontov Köyü’nde 1398 yılında kurulan Ferapontov Manastırı bulunmaktadır. Sadece Ferapontov Manastırı’nda değil bütün Belozerski yöresindeki ilk taşlı yapı olan Meryem Ana’nın Doğumu Katedrali burada kurulmuştur. İkonları Rus kültürünün serveti olan Dionisi el yazmalarını bünyesinde bulunduran katedral, aynı sebepten ötürü büyük çapta tanınmıştır. nümüzde burada Dionisi freskleri müzesi vardır.

Büyük bir tarihi ve büyük bir hikâyesi olan Pskov, Rusya’nın batı sınırında, Velikaya ve Pskov nehirlerinin birleştiği yerde bulunan bir şehirdir. Tarihte ilk defa 903 yılında anılmıştır fakat hangi tarihte meydana geldiği bilinmemektedir. Yüzyıllar boyunca Pskov, Rus topraklarını batıdaki komşu ülkelerden koruyan bir karakol olmuştur. Aziz Teslis adına kutsanmış ilk Hıristiyan Kilisesi Pskov’da kurulmuştur. Yüksek bir tepede Pskov Kalesi vardır. Taştan yapılmış Teslis Katedrali’nin sarı renkli soğan kubbesi açık bir nde 30–40 km. öteden rahatlıkla görülür. Pskov’un en önemli arkeolojik eseri, kale duvarları sınırları içeride yığılan kültür tabakasıdır. Derinliği bazı yerlerde 7 metreyi bulur.

Pskov Peçerski Svyato Uspenski Manastırı, Pskov’un batısından 50 km. ötede, tam Estonya sınırında bulunur. Kum tepelerini oyarak oluşturulan mağara tipi eski manastır hücreleriyle ünlüdür. Uzunluğu yaklaşık 200 m. olan mağara içi “sokaklarda” ünlü Rus asilzadelerin tasvirleri ve 10 bini aşkın ikona gömülüdür, tuğlayla örülmüş kemerlerin içinde de 300’den fazla mezar taşı vardır.

İzborsk, Pskov Bölgesi’ndeki eski bir şehirdir. Kadim şehir harabelerinin yakınında taştan bir haç vardır. Bir efsaneye göre, IX. yy.da Rusya’yı yönetmiş Varyag Prensleri’nden biri olan Truvor burada defnedilmiştir.

Puşkin Dağları, “Rus şiirinin neşi” Aleksandr Puşkin’in anısına kurulmuş olan Pskov Bölgesi’ndeki açık hava edebiyat ve tarih müzesidir. Burada, menkup şairin sürn hayatı yaşadığı Mihaylovski Köyü’nde, dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan “Boris Godunov” tragedyası yazılmıştır. Svyatogorski Manastırı’nda ise binlerce hayranının akın akın ziyarete geldiği Puşkin Mezarı bulunmaktadır.

1. Vıborg, Leningrad Bölgesi’nin en büyük ve en zel şehirlerinden biridir. St. Petersburg’tan 130 km. ötede, Karelya kıstağının kuzey batısındaki Finlandiya Körfezi’nde bulunur. Şehrin ana kısmı,  derin bir koy tarafından parçalanmış olan bir yarımadanın üstüne kurulmuştur, geri kalan kısmı ise adalardadır. Şehrin rölyefi, Baltık Denizi’ndeki en yüksek noktadır (Deniz seviyesinden 30 km. yukarda). Vıborg’un etrafı şairane bir zelliğe sahiptir ve emsali olmayan abidelerle doludur. Eskiden şövalyelerin oturduğu, Rusya’nın orta çağdan kalma en son şatosu olan Vıborg Şatosu, Yuvarlak Kule, Ratuşa Kulesi, Saat Kulesi, Giatsin Katolik Kilisesi, Pyotr I anıtı, XIX. yy.dan kalma bir çiftliğin içinde bulunan muazzam bir manzarası olan “Monrepo” Parkı, en önemli tarihi eserleridir. Vıborg civarlarında, çam ormanlarının, şairane zellikteki granitten kayaların arasında, Vıborg Körfezi’nin şehirleri üzerinde bir sanatoryum ve dinleme evi vardır. Yazın buranın havası ılıktır; kışlar da yumuşak geçer. Şehir, iklim tedavisiyle meşhurdur.

2. Kuzeyde bulunan bu yöreye genellikle “göller ülkesi” denir. Burada, Avrupa’nın en büyük gölleri olan Ladoga ve Onega Gölleri bulunur. Karelya’daki 60 binin üzerinde göl, 27 binin üzerinde de nehir bulunmaktadır. Nehir ve göllerde som gibi değerli türlerin de bulunduğu yığınla balık vardır. Kıyılarda ise sayılamayacak kadar çok mantar ve yemiş bulunur. Girintili çıkıntılı körfez kıyıları ve kayalık adalar, kendine has su labirentleri oluşturur. Bu bölgeler, turistler, padılbotçular ve balıkçıların dinlenme mekânıdır. Karelya’da Avrupa’daki en büyük milli park olan “Vodlozerski” bulunur.

3. Petrozavodsk yakınlarındaki Suna Nehri’nde Kivaç şelalesi bulunmaktadır. Büyüklük bakımından Avrupa’nın en büyük şelalesinden sonra gelir. Eskiden 11 metre yükseklikten aşağı akan suların çıkardığı uğultu 4–5 metre öteden duyulurdu. Nehirdeki platin inşası sebebiyle bu şiddetli su akışı bir derece azalmıştır ama hala çok etkileyici bir manzarası vardır. Eskiden şelalede rafting yapılırdı. Şelalenin yakınlarında aynı isimde bir açık hava müzesi kurulmuştur. Burada Karelya akağacı da dahil olmak üzere Karelya’da yetişen her cins ağaç mevcuttur.

4. Rusya’nın kuzey batısını gezen her turist muhakkak bu adayı ziyaret eder. Kiji, her şeyden önce 22 kubbeli, 5 salonlu Preobrajenski Kilisesi ile görenleri adeta büyüler. 1714’te tek bir çivi çakılmadan yalnızca balta ve oyma kalemi kullanarak çam kütüklerinden yapılmıştır. Bir rivayete göre, planını Büyük Petro’nun kendisi çizmiştir. Şimdi Kiji Adası’nda Karelya’nın dört bir tarafından toplanan ahşap mimarlığı eserleri bulunmaktadır.

5. Ladoga Gölü’nün kuzeyinde bulunan Valaam Adası, XIV. yy.da kurulmuş manastırlarıyla ünlüdür. Keşişler kendi çabalarıyla bu yabani kuzey adasını, içinde çiçekler açan bir bahçeye dönüştürmüştürler. Bataklığı kurutup kanallar için akıtma sistemi yapmış, yüzlerce kilometre ötedeki ney bölgelerden arabalar dolusu çernozyum toprağı taşımıştırlar. nümüzde Valaam’da sert iklimine rağmen meyve ağaçları yetişmektedir. Adayı yılda 50 binden fazla turist ziyaret etmektedir.

6. XV. yy.da keşiş Zosim ve Savvatiye tarafından kurulmuş olan Solovetski Manastırı, Beyaz Deniz’deki Solovets Adası’nda bulunmaktadır. Taştan kapılar ve kulelerle çevrili olan Manastır’ın topraklarında Uspenski Katedrali ile bir trapez, üç salonlu Preobrajenski Katedrali, Meryem’e Müjde Katedrali (VI. yy.) ve Çan Kulesi (XVIII.) bulunmaktadır.

7. Yantarniy Yöresi, Rusya’nın en batısında bulanan bir bölgedir. Doğanın ağaçlardaki katranlarını parlak sarı taşlara dönüştürebilmesi için milyonlarca yıl gerekiyordu. Baltık Denizi’nin dalgaları onu kıyıya attı. Kaliningrad Bölgesi’nde bulunan Yantarniy Köyü’nde dünya rezervlerinin %90’ını teşkil eden en büyük “neş taşı” yatağı bulunur. Burada her yıl 600 ila 800 ton arası neş taşı elde edilir. Kaliningrad Kehribar Fabrikaları, bu taştan 350’nin üzerinde mamul üretmektedir: mücevheratlar, duvar kabartmaları, vazolar, heykelcikler, hediyelik eşyalar. Şehirde geçmişten nümüze dek kehribardan yapılma eşyalar, süslemeler ve başka örneklerin toplandığı bir müze de vardır.

8. Kurşskaya Kosa, 98 km. uzunluğunda 400 m. ila 4 km. genişliğinde 68 m. yüksekliğinde ard arda dizilmiş kum tepelerinden oluşan bir yarımadadır. Tuzlu Baltık Denizi burada 68 m. yüksekliğindeki Kurskiy Körfezi’nin tatlı suyuyla yan yanadır. Çayır ile çölü, nemli havasıyla kızılağaç koruluklarını ve kuru çam ormanlarını, uzun ve iri gövdeli çamlarla bodur ağaçları, geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanla ney tayga ormanını, kum tepeleriyle düz ovaları, yüksek ve çukur bataklıkları, onlarca kilometrelik kumlu plajları bir arada görebileceğiniz Avrupa’daki tek yer burasıdır. Kurşskaya Kosa bölgesinin iklim özellikleri, burada yapılan maden suları ve turba çamuru pek çok değişik hastalıkların tedavisinde olumlu etki gösterir. Kum tepeleriyle birleşen orman yeşilliği, kumlu plajların beyazlığı ve Baltık Denizi’nin uçsuz bucaksız yeşilliği binlerce turisti buraya çeker.

9. Büyük bir tarihi ve büyük bir kaderi olan Pskov, Rusya’nın batı sınırında, Velikaya ve Pskov nehirlerinin birleştiği yerde bulunan bir şehirdir. Tarihte ilk defa 903 yılında anılmıştır fakat hangi tarihte meydana geldiği bilinmemektedir (çok eskilere dayanmaktadır). Yüzyıllar boyunca Pskov, Rus topraklarını batıdaki komşu ülkelerden koruyan bir karakol olmuştur. Aziz Teslis adına kutsanmış ilk Hıristiyan Kilisesi Pskov’da kurulmuştur. “Teslis neredeyse, Pskov oradadır” der, bir Rus atasözü. Eski şehir yeteri kadar yüksek bir tepede, kireç kayası üzerine kurulmuştur. Pskov Kalesi burada ortaya çıkmıştır. Taştan yapılmış Teslis Katedrali’nin sarı renkli soğan kubbesi açık bir nde 30–40 km. öteden rahatlıkla görülür. Pskov’un en önemli arkeolojik eseri, kale duvarları sınırları içeride yığılan kültür tabakasıdır. Derinliği bazı yerlerde 7 metreyi bulur. 215 hektarlık alan içinde henüz 7 hektar incelenmiştir. Arkeologlar arama çalışmalarına devam etmektedirler.

10. Pskov Peçerski Svyato Uslenski Manastırı, Pskov’un batısından 70 km. ötede, tam Estonya sınırında bulunur. Kum tepelerini oyarak oluşturulan mağara tipi eski manastır hücreleriyle ünlüdür. Uzunluğu yaklaşık 200 m. olan mağara içi “sokaklarda” ünlü Rus şehirlerinin tasvirleri ve 10 bini aşkın ikona gömülüdür, tuğlayla örülmüş kemerlerin içinde de 300’den fazla mezar taşı vardır. Mağaralarda doğal havalandırma vardır ve sıcaklık sürekli +5 derecedir.

11. Puşkin Dağları, Aleksandr Puşkin’in anısına kurulmuş olan Pskov Bölgesi’ndeki açık hava edebiyat ve tarih müzesidir. Burada, bir çiftlik, Mihaylovskoye, Trigorskoye ve Petrovskoye müzeleri bulunur. Burada, menkup şairin sürn hayatı yaşadığı Mihaylovski Bölgesi’nde dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan “Boris Godunov” tragedyası ve pek çok Rus’un ezbere bildiği “O mucizevi anı hatırlıyorum…” sözleriyle başlayan şiir yazılmıştır. Svyatogorski Manastırı’nda ise binlerce hayranının akın akın ziyarete geldiği Puşkin Mezarı bulunmaktadır.

12. İzborsk, Pskov Bölgesi’ndeki eski bir şehirdir. Kadim şehir harabelerinin yakınında taştan bir haç vardır. Bir efsaneye göre, IX. yy.da Rusya’yı yönetmiş Varyag Prensleri’nden biri olan Truvor, burada defnedilmiştir.

13. Novgorod, tarihte ilk kez 859 yılında anılan en eski Rus şehirlerinden biridir. Novgorod Kalesi’nde en eski taş katedral olan Sofi Katedrali bulunur. 1862’de kalenin ortasına Rusya’nın 1000. yıldönümü dolayısıyla bir anıt dikilmiştir. 129 heykelden oluşan anıt, Rus tarihinde yer alan bütün önemli olayları yansıtmaktadır. Kalenin karşısında, Volhov Nehri’nin diğer kıyısında Yaroslav kalıntıları bulunaktadır. Bu, değişik önemdeki (kiliseler, kuleler, Gostini Dvor’un bir bölümü) eski binalardan oluşan bir komplekstir. Bir rivayete göre, Prens Yaroslav Mudrı buraya, ihtişamı ve zelliğiyle Avrupa’daki benzer bütün yapıları geride bırakacak bir saray kurmak istemiş. Tahtı elinden alınan Norveç Prensi Olaf’ın bu sarayda gizlendiği, İngiliz Kral Edmund’un Danimarka Kralı Kanut tarafından sürülen oğulları Edmund ve Edward’ın burada yaşadığı bilinir.

14. Kale topraklarında kurulmuş olan Novgorod’daki Sofi Katedrali, 1045–1050 yılları arasında Kiev’deki Sofi Katedrali tarzında inşa edilmiştir, dekorda cimriliğe varan sadelik ve çlü ifadesiyle farklılık gösterir. Beş kubbeli, beş cepheli katedralin etrafında, iki salonlu galeriler bulunmaktadır. İçinde, XI. yy.ın ikinci yarısına ait fresk parçaları, XII. yy.dan kalma bronz Korsun kapısı, XIV.-XV. yy.lara ait ikonalar vardır. Katedral, Büyük Vatan savaşı’nda meydana gelen tahribatlardan sonra onarılmıştır.

15. Mantar tarlaları ve yemişliklerle dolu Vologda Yöresi, balıkçılar ve avcılar için de gerçek bir cennettir. Yaz aylarında burada 52 bin ton frenküzümü ve kırmızı yaban mersini, 30 bin tondan fazla da mantar toplanır. Buradaki ormanlarda mus, boz ayı, yaban domuzu; kürk hayvanlarından sincap, tilki, mavi tilki; kanatlı hayvanlardan yaban horozu, çalı horozu, çil yaşar. Yöre, balık yönünden de zengindir. Yörenin merkezi olan Vologda şehri, Moskova’yla yaşıttır yani 1147’de kurulmuştur. Korkunç İvan döneminde kurulan Sofi Katedrali, şehrin başta gelen tarihi eserlerindendir. Şehir sakinleri, anlayışlı ve becerikli olmaları, sert doğa koşullarına dayanma kapasiteleriyle daima farklıdırlar. Gerektiğinde bu muazzam düzlüklere yerleşmişlerdir. Buraya en önce gelen ve yerleşen Ruslar, Volga Yöresi asıllı olup Sibirya ve Alaska’yı ilk keşfedenledir.

16. Veliki Ustyug, Vologda Bölgesi’nde bir dağ olup Noel Baba’nın vatanı sayılmaktadır. Sekiz asırlık şehirde ağaçlardan, ağaç kabuklarından muhteşem işler çıkaran,  eşsiz müş takılar yapan çok sayıda usta yaşar. Yakınlarda konforlu otel odaları olan moteller, kış sporları alanları vardır. Veliki Ustyug’da Noel Baba’nın “şehir konağı” yapılmıştır. “Taht Salonu”nda isteyen herkes Noel Baba’yla fotoğraf çektirebilir, el sanatları ustalarının çalışma yerlerini görebilir. Yine burada bulunan “Noel Baba’nın Özel Postanesi” daima açıktır. Noel Baba her yıl Rusya’dan ve diğer ülkelerden 300 binin üstünde mektup almaktadır.

17. Vologda Bölgesi’nde, Kiril Belozerski Manastırı’ndan 20. km. ötede kalan Ferapontov Köyü’nde, 1398 yılında Moskovalı bir keşiş olan Feraponto tarafından kurulan Ferapontov Manastırı bulunmaktadır. Sadece Ferapontov Manastırı’nda değil bütün Belozerski yöresindeki ilk taşlı yapı olan Meryem Ana’nın Doğumu Katedrali 1490’da burada kurulmuştur. İkonaları Rus kültürünün serveti olan Dionisi el yazmalarını bünyesinde bulunduran katedral, aynı sebepten ötürü geniş çapta tanınmıştır. Ferapontov Manastırı’nda uzun bir zaman Kiril Açık Hava Müzesi’nin bir şubesi vardı. nümüzde burada Dionisi freskleri müzesi vardır.

18. Kiril Belozerski Rahip Manastırı, Siversk Gölü kıyısında bulunmaktadır (Vologda Bölgesi’ndeki Kirillov şehrinin sınırları içerisindedir). 1397 yılında kurulmuştur. Uslenski Katedrali (1497-1498), hastane odaları (XVI.yy.sonu-XVII.yy.başı), “Eski şehrin” (XVI. yy.) ve “Yeni Şehrin” (1653-1683) kale yapıları, XVI.-XVIII. yy.lardan kalma bir çok kilise ve bina, mimari unsurları bakımından önemli bir yer teşkil eder. 1924 yılından itibaren burası açık hava müzesine dönüştürülmüştür.

19. Smolensk, Rusya’nın batısında, Beyaz Rusya sınırında bulunan bir şehirdir. Bu şehre “Moskova Devleti’nin anahtarı”, Mimar Fyodr Kon tarafından XVI.-XVII. yy.larda tam sınırda inşa edilen ünlü kale duvarına da “Rus Toprakları’nın Taş Gerdanlığı” derler. Smolensk duvarlarında pek çok büyük meydan savaşları yapılmıştır. Kalenin taş duvarları, sağlamlaştırılmış topraklar ve sokaklar bu şehirde yapılan savaşların şahididir. Smolensk aslında Moskova’dan daha yaşlı bir şehirdir. Tarihte ilk kez 863 yılında anılmıştır, bu yüzden ilk Rus şehirleri olan Kiev ve Novgorod’la yaşıttır. Smolensk’in en eski yapıları; Gorodyanka’daki Petro ve Pavel Kiliseleri (1146), Varyajki’deki Aziz Yohan (1173–1176), Başmelek Mihail’dir (1180–1197). Şehre ait en kutsal şey; derinden hürmet edilen Tanrı’nın annesinin Ortodoks Smolensk ikonasıdır.