Rusya Federasyonu hakkında bilgiler

Moskova

Rusya Federasyonu’nun başkenti olan Moskova; bilim, kültür, turizm ve iş dünyasının merkezidir. Moskova adı tarihte ilk kez 1147’de anılmıştır. Şehrin kurucusu, Suzdal Prensi Yuri Dolgoruki’dir. Moskova’nın bu emsalsiz görünüşünde en iyi yerli ve yabancı mimarların ve sanatçıların büyük emeği vardır. nümüzde Moskova, dünyanın en zel başkentlerinden biri olmakla beraber dünya çapında öneme sahip bir kültür merkezidir. Bu şehir, ülkemize gelen yabancı misafirler arasında çok popülerdir. Moskova, Rusya’nın başkentidir. Moskova’nın tarihi, Yuri Dolgoruki’nin, komşusunu bir konu hakkında görüşmek için davet etmesiyle ve bu buluşmanın şerefine Moskova’da “büyük bir ziyafet vermesiyle” ilgili bir efsaneyle başlar. Yuri Dolgoruki Anıtı, merkezdeki meydanlardan birinde bulunmaktadır.

Asırlar önce şehir, yedi tepenin üstüne kurulmuştur. Kremlin’in kulelerinden birinin dikildiği Borovitski Tepesi’nin dışında diğer tepeleri görmek oldukça zordur. Rusya’nın sembolü Kremlin (Yunancadan çevirdiğimizde “Sarp Tepe” anlamına geliyor) ve Kızıl Meydan, Moskova’nın şüphesiz ilk önce görülmesi gereken tarihi yerleridir.

Moskova Kremlini’nin iç içe girmiş kuleleri ve duvarları İtalyan mimarların projelerine göre yapılmıştır. Rus Hükümeti, Kremlin’de çalışmalarını sürdürmektedir bu yüzden turistlerin ancak katedrallerin, en eski Rus müzesi olan Devlet Silahhanesi’nin, eşsiz kıymetli taş ve mücevher koleksiyonlarıyla Devlet Elmas Sergisi’nin bulunduğu bölümlere girmelerine müsaade edilmektedir.

Bir zamanlar Rusya’nın en yüksek yapısı sayılan 81 m. yüksekliğindeki Büyük İvan Çan Kulesi’nin bitişiğinde dünyanın en büyük çanı durmaktadır (Çar Çanı). Çan’ın ağırlığı 202 ton, uzunluğu ise 6,14 m.dir. Çan hiç çalınmamıştır, demiri döküldükten hemen sonra çıkan yangında (1737 yılında), büyük bir parçası kopmuştur. (Parça şimdi Çan’ın yanında durmaktadır). Biraz ötede, XVI. yy. dökme sanatı eseri 40 tonluk Çar Topu yer almaktadır. Çar Topu da hiç kullanılmıştır.

Moskova, kuzeyi ile neyi arasında 40 km.den fazla, doğusuyla batısı arasında da 30 km.den fazla bir mesafe olan gerçek bir megapoldür. Banliyöleriyle beraber burada 10 milyonu aşkın insan yaşamaktadır. Moskova, dünyadaki en kalabalık nüfusa sahip şehirler sırlamasında beşinci gelmektedir. Turistler de dâhil olmak üzere, Moskova’ya her n bir milyondan fazla insan gelmektedir. İş dolayısıyla ya da transit geçmek üzere Rusya’nın başkentine gelen insanlar, şehri biraz daha yakından görebilmek için iki, üç n daha kalmaya çalışmaktadırlar.

Moskova’da 5 havaalanı, 9 demiryolu istasyonu ve 2 nehir terminali bulunmaktadır. Metro hatlarının uzunluğu 200 km.yi aşmaktadır, şu anda mevcut olan istasyon sayısı 160’tır ve buna sürekli yenileri eklenmektedir. Moskova’nın yeraltı sarayları ve salonları yarım asırdan fazla bir zaman önce yapılmıştır ve dünyanın en zel yeraltı yapılarından biridir. Moskova Metrosu’nun ilk hattı 1935 yılında açılmıştır. Bilhassa “Mayakovskaya” ve ”Komsomolskaya” istasyonlarındaki yeraltı salonları, içlerinde en zel olanlarıdır.

Moskova Nehri’nin üstünden geçen köprüler ve Yauza, şehri adeta süsler, hele bir de akşamları aydınlatıldıklarında, köprüler adeta bir ışık alevine dönüşür. Lujniki’deki 2 km. uzunluğundaki Metro Köprüsü, içlerinde en uzun olanıdır. Yauza’nın üstünden geçen en küçük köprü kemerinin uzunluğu 20 m.dir. Tek kemerli zarif Kırım Köprüsü, Moskova’nın en zel köprüsüdür.

Başkentin mimari siluetini 40’lı yılların sonuyla 50’li yılların başında Stalin’in emri üzerine inşa edilen 7 yüksek bina ile de tanıyabiliriz. Bu yedi bina içerisinde en çok bilineni Vorobyevy (Serçe) Tepeleri’ndeki Moskova Devlet Üniversitesi’dir. Diğerleri yani Dışişleri Bakanlığı binası, oteller, iş yerleri ve apartmanların yükseklikleri birbirinden farklıdır. Moskova’nın külahlarla ve heykeltıraşlık sanatıyla bezenmiş göz alıcı gökdelenleri hakkında yapılan değerlendirmeler birbirinden çok farklıdır ama artık Moskova’yı onlarsız düşünmek imkânsızdır.

Başkent Moskova’da 60’dan fazla müze vardır. Bunlar arasında en çok tanınanlar, Kremlin, emsalsiz empresyonist ve modernist koleksiyonlarıyla Puşkin zel Sanatlar Müzesi ve Tretyakov Sanat Galerisi’dir.

Eskiden Moskova’da sayıları 500’e varan Ortodoks Kilisesi bulunmaktaydı. nümüzde bunlardan sadece 150’si faaliyet göstermektedir, 100 civarında kilise de yeniden yapılmaktadır. Bunların içinde tarihi önem taşıması bakımından ilk sırada gelenler Kızıl Meydan’daki Aziz Vasili (Blajenni) Katedrali, bütünüyle restore edilen Kurtarıcı İsa Kilisesi ve Novodeviçi Manastırı’dır.

Moskova tiyatroları arasında en meşhur olanı, şüphesiz, Bolşoy’dur. “Rus Klasik Balesi”, her turistik programın vazgeçilmez duraklarındandır. Ülkemize gelen misafirler arasında çok popüler olan bir diğer sanat dalı da sirktir. Şehirdeki sirklerden ikisi, gösterilerine hiç aralık vermeden devam etmektedir.

Moskova’nın en yüksek noktası, Serçe Tepeleri’dir. Burada bulunan gözetleme alanından Moskova Nehri’ni yukardan seyrederek şırıltılarını dinleyebilir, üstü kapalı büyük spor alanı “Lujniki”yi seyredebilirsiniz.

Mihail Gorbaçov’un geçen yüzyılın 90’lı yıllarının başında Perestroyka (Yeniden Yapılanma) devrini başlatmasıyla beraber Moskova, çağdaş bir Avrupa kentine dönüşmeye başlamıştır. Yüzlerce bina yeniden yapılmakta, yeni ticaret, eğlence ve iş merkezleri kurulmakta ve ulaşım ağları örülmektedir.

Her yıl Moskova’da yeni gece kulüpleri, casinolar ve onlarca restoran açılmaktadır. Her büyük başkentte olduğu gibi burada da her ülkenin mutfağını bulmak mümkündür.

Moskova ve civarında, görülmeye değer çok sayıda çiftlik vardır. Kolomenskoye, Kuskovo, Ostankino ve Arhangelskoye, bunlardan sadece birkaçıdır. Moskova’da Zolotoye Koltso hattında bulunan ve büyük ilgi gören eski Rus şehirlerine turlar düzenlenir.

1. Rusya’nın sembolü olan Kremlin, Moskova’nın en eski yapısıdır. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın konağı Kremlin’dedir. Kremlin pek çok kez restore edilmiştir. Kırmızı tuğlalarla örülü kule ve duvarları,  XV. yy.da yapılmıştır.

2. Moskova’nın en eski Katedral Meydanı, Kremlin’in merkezidir. Kremlin Katedralleri (Başmelek Katedrali, Meryem’e Müjde Katedrali, Çarların ve İmparatorların Taç Giyme Törenleri’nin düzenlendiği Uspenski Katedralleri) bu meydanda bulunmaktadır. Meydan da adını onlardan almıştır. Meydanda katedrallerin dışında ayrıca 1508’de yapılan altın başlı Büyük İvan Çanı ve adını ön cephesindeki hudutlardan alan, 1491’de inşa edilen Fasetalı Saray bulunmaktadır. Kremlin’in bu bölümünde merasim törenleri düzenlenir, yabancı ülkelerden gelen Büyükelçiler kabul edilirdi.

3. Projesini Konstantin Tan’ın çizdiği Büyük Kremlin Sarayı, 1849’da inşa edildi. İçinde İmparator ailesine ait odalar, muhteşem mobilyalarla döşeli kabul salonları, kristal ve porselen ev eşyaları bulunuyordu.

4. Büyük Kremlin Sarayı’nın en önemli salonu olan Georgiyev’de halen kabuller yapılmakta, Devlet Başkanı devlet nişanlarını burada vermektedir.

5. Kızıl Meydan, Moskova’nın ana meydanıdır. Burada resmi geçitler ve merasim törenleri yapılır. XV. yy.da ortaya çıkmıştır. Eski devirlerde en önemli buyruklar Kızıl Meydan’da verilirdi, Çar ve Patrikler halka buradan seslenirdi. Konstrüktivizm tarzındaki basamaklı bir binadan oluşan Lenin’in Mozolesi (Mimarı: Şçusev, Yıl: 1924) ve Aziz Vasili (Blajenni) Katedrali de buradadır. Son zamanlarda Kızıl Meydan, dünyaca ünlü sanatçıların konser verdikleri bir yer olarak da kullanılmaya başladı. Luciano Pavarotti, Plasido Domingo, Mstislav Postropoviç ve Paul McCartney burada sahne almıştır.

6. Kremlin’deki Çar Topu, topçuluk ve dökme sanatına ait eski bir Rus eseridir. Bu, dünyadaki en büyük çaplı toptur. Tophane Avlusu’nun ustası Andrey Çohov, 1586’da topu bronzla şekillendirdi. Topun uzunluğu 5,34 m., çapı 890mm., namlu kalınlığı 15 cm., ağırlığı 40 tondur. Top, XVI.-XVII. yy.larda Kremlin’i korumak amacıyla Kitay Gorod’daki Spaski kapısının önüne koyuldu ve Moskova Nehri üzerinden taşındı fakat Çar Topu hiç kullanılmadı. Topun yanında duran dökme demirden çekirdeği ve dekoratif top arabası 1835’de yapıldı.

 

7. Kremlin’de, bir zamanlar Rusya’nın en yüksek binası olan 81 m.lik Büyük İvan Çan Kulesi’nin yanında dünyanın en büyük çanı (Çar Çanı) bulunmaktadır. Ağırlığı 202 ton, uzunluğu ise 6,14 m.dir. Çan da hiç çalınmamıştır, demiri döküldükten hemen sonra çıkan yangında (1737 yılında), büyük bir parçası kopmuştur. (Parça şimdi Çan’ın yanında durmaktadır.)

8. Moskova’nın simgesi olan Aziz Vasili (Blajenni) Katedrali, Kızıl Meydan’da bulunmaktadır. Mimar Barma ve Postnikov tarafından 1555–1561 yıllarında Kazan Hanlığı üzerine kazanılan zaferin şerefine inşa edilmiştir. Birbirinden bağımsız duran kilise kuleleri, Kazan seferinin en önemli olaylarını sembolize etmektedir. Katedralin zarif görünüşü, XVII. yy.ın ikinci yarısında biraz değiştirildikten, yani bazı yerleri yeniden inşa edilip resimlerle süslendikten sonra son şeklini almıştır. Bir efsaneye göre, Çar’ın emri üzerine mimar Barma ve Postnikov’un gözlerine bir daha buna benzer bir harika yapamasınlar diye mil çekilmiştir. 1936’da Stalin’in silah arkadaşı Lazar Kaganoviç, Pokrov Katedrali’nin yıkılmasını önermiştir. Anlatılanlara göre, Lazar Kaganoviç, Kızıl Meydan ve yanında sökülüp takılabilir Pokrov Katedrali olan bir maket hazırlayıp Stalin’e getirir. Katedralin, gösterilerin yapılmasına nasıl engel olduğunu ve otomobil trafiğini çok sıkıştırdığını gösterip: “Ama eğer onu kaldırsak” diyerek Katedrali Meydan’dan söküp atar. Stalin bakar, biraz düşünür ve şöyle der:”Lazar, onu yerine koy!”

9. Lenin’in Mozolesi, Kızıl Meydan’daki anıt mezardır. Vladimir Lenin’in naaşı, Traurni Salonu’nda kristal bir tabutun içinde durmaktadır. Anıt mezar, ilk önce ahşaptan yapılmıştı. Şimdi gördüğümüz Mozole, 1930’da mimar Aleksandr Şçusev’in projesine göre konstrüktivizm tarzında labrador ve granitten yapılmıştır. Mozole’nin girişinin üstünde, 70 yıldır Devlet Başkanları’nın resmi geçit ve merasim törenlerinde çıktıkları kürsü bulunmaktadır.

10. Bolşoy Tiyatrosu, Milan’daki “La Skala” ve Paris’teki “Grand Opera” gibi dünyanın en meşhur tiyatrolarından biridir. Projesini Mimar Bove’nın çizdiği bina, 1825 yılında yapılmıştır. Alınlıktaki heykel (“Apollon neş Arabasında” Heykeli), heykeltıraş Pyotr Klodt tarafından yapılmıştır. Ses sanatçıları Fyodor Şalyapin, Sergey Lemeşev, Galina Vişnevskaya, İrina Arhipova; bale artistleri Galina Ulanova, Maya Plisetskaya, Mihail Barışnikov, Vladimir Vasilyev ve Maris Liepa bu tiyatroda sahne almıştır. Bolşoy Tiyatrosu’nun yut dışı turneleri, daima kapalı gişe oynar.

11. Benzeri olmayan bir geçmişe sahip Kurtarıcı İsa Kilisesi, muazzam bir mimari eserdir. Mimar Konstantin Ton’un projelendirdiği eser, 1883 yılında Rus-Bizans tarzında yapılmıştı. Halka bağışlanan Kilise’nin iç mekânlarını ünlü Rus ressam ve heykeltıraşlar yapmıştı. 1931’de Stalin’in özel emri üzerine, Kilise tahrip edildi. Onun bulunduğu yere muazzam bir Sovyet Sarayı inşa edilecekti ama sarayın yapımı için açılan çukura 1958’de üstü açık havuz “Moskova” inşa edildi. 1994 yılında Kilise’nin tekrar yapılmasına karar verildi. Bina, eski fotoğraflara, resimlere ve krokilere göre modern teknolojiler kullanılarak yeniden kuruldu. XIX. yy.da inşasının 45 yıl sürdüğü Kilise, XX. yy.ın sonunda sadece altı ayda yeniden inşa edildi. 19 Ağustos 2000 tarihinde Kilise ışıklandırıldı.    

12. Novodeviçi Manastırı, Prens Vasili tarafından 1524’de Smolensk’in ele geçirilmesi anısına kurulmuştur. XVI.-XVII. yy.da Çar ailesinden ve asil Boyar soyundan gelme kadınlar burada manastıra kapanmıştır. Manastır’ın en büyük katedrali olan Smolenski Katedrali, 1524–1525 yılları arasında Kremlin’deki Uslenski Katedrali örnek alınarak yapılmıştır. Manastır’ın bir bölümü olan Novodeviçi Anıt Mezarlığı’nda ünlü Rus vatandaşları sonsuz yolculuklarına uğurlanmıştır.

13. Tretyakov Galerisi, IX.-X. yy.a ait Rus zel sanatlarının sergilendiği milli bir müzedir. Müzeye, kurucusu olan bilim ve sanat koruyucusu, ünlü tüccar Pavel Tretyakov’un soyadı verilmiştir. Tretyakov, 1892 yılında koleksiyonlarını Moskova’ya armağan olarak bu müzeye vermiştir. O dönemlerde koleksiyon, resim sanatında demokratikliği savunan “gezgin” ressamların tablolarından oluşuyordu. Müzede, Andrey Rublev’in “İkona”sı, “İsa’nın İnsanlara Görünüşü” adlı muazzam yapıt, İlya Repin’in “Korkunç İvan ve Oğlu İvan” adlı tablosu, Surikov’un eserleri, Maleviç, Podçenko, Larionov, Gonçarov vb. sanatçıların avangart tabloları yer almaktadır.

14. Moskova’nın yüksek binaları yani 26–32 katlı 7 bina, aynı mimari tarzda inşa edilen tek tip şehir modeli düşüncesiyle yola çıkılarak geçen yüzyılın 40’lı yıllarının sonu ile 50’li yıllarının başı arasında kurulmuştur. Bu binalar; Moskova Üniversitesi, Dışişleri Bakanlığı, “Leningrad” ve ”Ukrayna” otelleri, Kızıl Kapı Meydanı’ndaki devlet yönetimine ait binalar ve Kotelniçeski Rıhtımı ile Sadov Kudrinski Meydanı’ndaki apartmanlardır. Lenin Dağları üzerine kurulmuş olan 238 m. yüksekliğindeki Moskova Devlet Üniversitesi,  bu binaların içinde en çok bilinendir.

15. “İşçi adam ve Köylü Kadın”, 1937’de Vera Muhina tarafından Paris’teki Uluslararası Sergi’de Sovyet pavyonu için kurulan heykel grubudur. Rusya Sergi Merkezi’nin kuzey girişinin önünde kurulmuştur. Paslanmaz çelikten yapılmıştır. 25 m. yüksekliğindedir. Sosyalist realizmin gerçek eseri olan bu heykelde, köylü sınıfla işçi sınıfın birliği bir imaj şeklinde tasvir edilmiştir. İşçi adam ve köylü kadın ellerinde tuttukları Sovyet Devlet’in sembolü olan orak ve çekici iyice yukarı kaldırmışlar. M.Ö. V. yy.a ait bir heykel grubu, bu abidenin bir örneğidir. “Harmodius ve Aristogiton”. Heykel şimdi restore edilmektedir. 

16. Ostankino Televizyon Kulesi (Yüksekliği: 539 m., Toronto’daki Televizyon Kulesi’nin yüksekliği: 555m.), yüksekliği bakımından dünyadaki ikici binadır. 1967’de Moskova’da yapılmıştır. Proje mühendisi Nikolay Nikitin’dir. Teknik hizmetler veren Kule’de ayrıca bir teftiş alanı ve Kule’nin ekseni etrafında yavaş yavaş dönen bir halka görünümündeki “Yedinci Gök” adlı restoran vardır. Böylece restorana gelen müşteriler yemeklerini yerken bir taraftan da Moskova’nın kuzeyini seyredebilirler. 2000 yılında Kule’de yangın çıkmıştır. Tamir ve rekonstrüksiyon çalışmalarının ardından Kule’nin 562 m. ye varacağı ve böylece dünyanın en yüksek kulesi olacağı tahmin edilmektedir.

17. Moskova Metrosu, haklı olarak bir mimari eser sayılmaktadır. Metroyu Moskova’nın en iyi mimarları şekillendirmiştir. “Kızıl Kapı”, “Sokolniki” ve “Mayakovskaya” istasyonları, Brüksel ve Paris’te yapılan uluslararası sergilerde Grand Prix’ye (Büyük Ödül) layık görülmüştür. İlk istasyonların yapımına, devrim öncesi Rusyası’ndaki Çar Sarayları’nın inşasında harcanan miktardan daha fazla mermer harcanmıştır. Büyük Vatan Savaşı zamanında metro, sığınak olarak kullanılmıştır. Bun Moskova Metrosu’ndaki 11 hat üzerinde 160’dan fazla istasyon vardır. Halk kullanımına açık hatlardan başka, ya hükümet binalarını şehrin kenarında bulunan mistik bir yeraltı şehriyle birleştiren esrarengiz bir metro (II. Metro) daha varmış.

18. “Lujniki”, Moskova’nın en büyük yapısıdır. Geçen asrın 50’li yıllarının ortasında kurulan bu muazzam spor kompleksi, 1980 yılında Olimpiyat Oyunları’nın yapıldığı merkez olmuştur. Olimpiyat tılsımı olan 8 m. boyundaki Mişa adlı ayı yavrusu, buradan göklere uçurulmuştur. 180 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuş olan “Lujniki”’de 140 spor tesisi vardır: Spor sarayı, Büyük ve Küçük Saha, 11 Futbol Sahası, 26 Spor Salonu, 3 Artistik Patinaj Pisti ve daha birçok üstü açık spor alanı.

19. Abrat, Moskova’daki en eski sokaklardan birisidir. XIV.- XV. yy.larda ortaya çıkmıştır. Adı, “şehir civarı”, “varoş” anlamına gelen Arapça “Rabad”dan gelir. Abrat kelimesinin daha geniş bir anlamı daha vardır. Moskovalıların çoğu için bu sokak, “Moskova Ruhu”nu muhafaza eden bitişikteki ara sokaklar ve avlular anlamına gelir. Değişik dönemlerde Arbat’ta ünlü Rus yazarlar, ressamlar ve sanatçılar yaşamıştır. 53 No.lu apartmanda bulunan müze, aslında bir zamanlar “Puşkin’in Arbat’taki Dairesi” idi. Burada yazar, genç karısıyla üç mutlu ay geçirmiştir. Geçen yüzyılın 80’li yıllarının ortasında Arbat, taş kaldırımları, çimenleri ve süs lambalarıyla sadece yayalara ait bir yol olarak kullanılmıştır. Artık Abrat, turistler arasında Kızıl Meydan kadar popüler bir yer haline gelmiştir. Burada hediyelik eşyalar, Rus el sanatını yansıtan mamuller satılmakta, sokak müzisyenleri müzik yapmakta, ressamlar portreler çizmektedirler.

20. Kuskovo, müze haline dönüşmüş Kont Şeremetevler’in çiftliğidir. Çiftlikteki saray ve bahçeler, toprak kölesi mimarlar Argunov, Mironov ve Dikuşin tarafından Mimar Blank’ın da katılımıyla XVIII. yy.ın 40-70’li yılarında yapılmıştır. Yapılar arasıda Saray, “Grotto” pavyonu, “İtalya” ve ”Hollanda” villaları, “Oranjereya” ve ”Ermitaj” nümüze kadar muhafaza edilmiştir.

21. Kolomenskoye, Moskova Nehri’nin yüksek bir kıyısı üzerine kurulmuş, XVI.-XVII. yy.lara ait Büyük Preslik ve Çarlık çiftliğidir. Kolomenskoye’nin görülmeye değer en zel yeri, taştan yapılmış ilk kiliselerden biri olan çadır çatılı Miraç Kilisesi’dir (1532). Kolomenskoye’de ayrıca İsa’nın Göğe Yükselişi Kilisesi (XVI. yy.), Aziz George Çan Kulesi (XV. yy.), Kazan kilisesi (XVII. yy.) vb. vardır. Kolomenskoye, içerisinde Diyakov şehir harabeleri ve Rus ahşap mimari eserlerinin de bulunduğu bir açık hava müzesi olarak varlığını sürdürmektedir.