Rusya Federasyonu hakkında bilgiler

Moskova’nın Etrafı

Moskova’ya yaklaşık 200–300 km. uzaklıkta bulunan bu topraklar, net bir sınırı olmayan, tarihi gelişimini Moskova Bölgesi’nin dışında tamamlamış bir bölgedir. Burası Rusya’nın kalbidir, Rus toprakları buradan doğmuştur. XIV. yy.da bu bölgede küçük bir Moskova Prensliği vardı. Topraklarına sürekli yenilerini katarak zaman içinde büyüdü, kök saldı ve sonunda çlü Rus Devleti’ne dönüştü.

Çiftlikler, manastırlar, sanat müzeleri, tarihi ve edebi müzeler, tarihleri asılar öncesine dayanan küçük şehirler, çok sayıda sanatoryum ve dinlenme evi; bütün bunlar turistleri ve tatil yapmak isteyen insanları bu topraklara çekmektedir. Moskova etrafındaki bu yerleri arabayla gezmek en zelidir. Başkentte olduğu gibi bu bölgenin yapısı da ışık demetlerinden oluşan bir halkayı andırır. Moskova’dan saçılan ışınlardan çıkmış şoseler iç içe geçmiş iki halka şeklini alır. Önceleri askeri alan olması nedeniyle büyük önem taşıyan ve hatta haritalarda bile gösterilmeyen “Hava Sahası” da işte burada bulunur. Moskova’dan birkaç kilometre ötede yol boyunca bir sürü pazar ve ticaret kompleksi vardır. Sonra karşınıza eskiden beri hüzünlü “yol” türkülerine konu olmuş, şair ve ressamlara ilham kaynağı olmuş ormanlar ve tarlalar, köyler, küçük kiliseler çıkar.

Moskova’nın etrafındaki bu topraklar Belçika, Hollanda ya da Lüksemburg’dan çok daha büyük bir alan kaplar. Bahar bu bölgenin neyine, kuzeyine kıyasla iki hafta daha önce gelir, ağaçlar çiçek açar ve ilk yemişlerini verirler.

Bu bölgede onlarca şehir vardır. En eski olanları, Volokolamsk, Dmitrov, Mojaysk, Zaraysk, Kolomna, Serpuhov, Zvenigorod, Sergiyev Posad‘dır. Bu şehirlerden birkaçında eski yapılar, tapınaklar, kaleler ve manastırlar bulunmaktadır. Turistlerin en çok uğradığı şehir, turistik “Zolotoye Koltso” hattına giren ve Rusya’nın Ortodoksluk merkezi sayılan Aziz Sergius Teslis Manastırı’nın bulunduğu Sergiyev Posad’dır.

Moskova etrafında bulunan bu bölgedeki el sanatları ustalarının ürünleri dünyaya nam salmıştır. Buraya gelen turistler,  beyaz ve mavi renklerle yapılmış Gjel seramiklerini, Sergiyev Posad’da yapılmış Matriyoşkaları, Jostovo tepsilerini, Pavlovski Posad şalını ya da Fedoskin parlak cevahir kutusunu almaya can atarlar. 

Moskova civarında bulunan XVIII.-XIX. yy.lara ait Asilzade Çiftliği, sadece muhteşem bir bahçe içinde yer alan bir malikâneden ibaret değildir. Burası ünlü ressamların, yazarların, müzisyenlerin, sanatçıların yaşadığı ya da geldiği bir çiftliktir. Burada bulunan çiftliklerden bazıları şimdi müzeye dönüştürülmüştür: Abramtsevo, Melihovo, Muranovo, Şahmatovo, Polenovo ve tabiî ki büyük Lev Tolstoy’un yıllar boyunca o muhteşem eserlerini yarattığı, “Anna Karenina” ile ”Savaş ve Barış”ı kaleme aldığı Yasnaya Polyana.

Bu topraklar, çok sayıda şiddetli meydan muharebesine sahne olmuştur. Bu muharebelerin olduğu yerlerde şimdi müzeler bulunmaktadır. Moğol ve Tatar askeri kuvvetlerinin bozguna uğratıldığı Kulikovo, Rus askeri çlerinin Napolyon’a karşı savaştığı en ağır muharebelerin şerefine kurulan tarihi Borodino Açık Hava Panorama Müzesi, Dubosekovo İstasyonu’nun yanındaki anıt müze (1941 Moskova Muharebesi anıtı da buradadır) burada bulunmaktadır.

Halen devasa inşaatların yapıldığı Moskova’nın kendine has bu değişken ruhu, Moskova civarını da ele geçirmiştir. Yeni yollar ve oteller yapılmakta, eskileri onarılmakta, kiliseler ve mimari yapıtlar yeniden elden geçirilmektedir. Sayıları her yıl daha da çoğalan sanatoryumlar, turistik merkezler ve dinlenme evleri, dünya standartlarına uygun olarak yapılanmaktadır. İş merkezleri, en son çıkan tıp aletleri, en yeni tedavi yöntemleri, golf sahaları ve aqua parklar, Moskova civarındaki bölgelerde de bulunmaktadır. Tatilini değişik spor dallarıyla uğraşarak geçirmeyi sevenler buraya gelmektedir çünkü burada atlı spordan tutun da delta kanat uçuşuna, planörcülüğe, paraşütle atlamaya kadar pek çok değişik spor yapılabilir. Moskova’nın kuzeyinde bulunan Yahroma bölgesi, en popüler kayak merkezlerindendir. Şukolovo Köyü’nde spor yapmaya elverişli “Volen” Parkı ve “Stepanovo”, “Soroçanı” Spor Tesisleri bulunur. Dağ sporlarını çok seven Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin de yukarda bahsedilen kayak merkezine gelmektedir.

Rusya’yı anlamak, doğal zelliklerini içinizde hissetmek, tarihi ve kültürüyle tanışmak için büyük olayların, büyük insanların hatıralarıyla dolu bu eski topraklara mutlaka gelmeniz gerekir.

1. Moskova etrafındaki toprakların da kendine has bir “Versailles’i”, yani Arhangelskoye çiftliği vardır. Bu çiftliğin sahibi olan Prens Nikolay Yusupov, XIX. yy.ın başında buraya en zarif sanat koleksiyonlarını koymuştur. nümüzde bu eserlerin çoğu Büyük Saray’da bulunmaktadır. Dikili taşlar, yüzyıllık ıhlamur ağaçları,  Başmelek Mihail Kilisesi, muhteşem bir dekoru olan eski Grozni Tiyatrosu, Arhangelskoye’nin gururudur. Rus hükümdarları ve büyük şair Aleksandr Puşkin, bu köşkte misafir olarak ağırlanırlardı. Arhangelskoye’de bir hayaletin dolaştığı söylenir. Vakitsiz ölen Prens Yusupov’un hayaleti, geceleri mezarının üstünde dolaşırmış.

Sovyet iktidarının ilk yıllarından beri bu çiftlik, Savunma Bakanlığı’na aitti. Kızıl Ordu’nun kurucusu Lev Trotçki ve diğer kumandanlar burada dinlenmekten hoşlanırlardı.

2. XVII. yy.da Rus Patriği Nikon, Kudüs kilisesine tıpatıp benzeyen bir kilise (Yeniden Doğuş Kilisesi, bu kilisenin bir kopyasıdır) ve Gefsiman Bahçesi ile Moskova dolaylarındaki Aziz Toprak’ı yeniden yaratma niyetindeydi. Eski Kudüs Kilisesi’ne benzeyen Novoierusalim (Yeni Kudüs) Manastırı, içinde kaynaklarla suni göller olan büyük bir bahçe yapıldı. Bu büyük bahçedeki ahşap mimari müzesi gezmek isteyenlere açıktır. Bu müzeye Moskova civarından ahşap kilse, köy çiftliği, şapel ve değirmen getirilmiştir.

3. Rusya’nın dini kültür merkezlerinden biri olan Uspenski Yosif Volokolamski (Volotski) Rahip Manastırı, XV. yy.da kurulmuştur, daha sonraları yeniden inşa edilmiştir. Önünde minyatürü duran Kutsal Kapı XVII. yy.a aittir. nümüzde de faaliyet gösteren Manastır’da, 1000’i aşkın el yazmasının bulunduğu çok zengin bir kütüphane, kiliseye ait eşyalardan oluşan koleksiyonlar, İncil ve eski Rus dikişleri bulunmaktadır. Ana katedral duvarlarındaki resimler yeniden kurma aşamasında Paleh’li ustalar tarafından yapılmıştır.

4. Abramtsevo, Moskova Bölgesi’ndeki Sergiyev Posad şehrine yakın bir mesafede bulunan bir çiftliktir. 1870’den beri ünlü bilim ve sanat koruyucusu sanayici Savva Mamontov’a aitti. Mamontov, bu çiftlikte pek çok Rus ressamı misafir etmiştir ve onların çizdiği proje üzerine “Terem” (Rus tarzında), bir kilise, “Direkler üzerindeki tavukayaklı ev” (Rus masallarındaki yaşlı cadı Baba Yaga’nın evi) yapılmıştır. Yine burada mükemmel ağaç oymaları ve majolika yapılmıştır. Rusya’da yaşayan herkesin bildiği “Küçük Kız ve Şeftalileri” (Mamontov’un kızı Valentina Serova’ya ait) ve Rus masallarının kahramanı, göl kıyısında oturup üzülen yalınayaklı köylü kız “Alyonuşka” (Ressam Viktor Vasnetsov), Abramtsevo’da yazılan filmlerdendir. 1918’den sonra çiftlikte bir müze açılmıştır.

5. Moskova’nın 124 km. batısında bulunan meşhur Borodino köyü. Bu köyün etrafında, Borodino tarlası vardır. Ruslar 7 Eylül 1812 tarihinde bu topraklarda, Napolyon ordusuyla savaşmıştır. 1812’deki Büyük Vatan savaşı’nı pek çok bakımdan sona erdiren Borodino Savaşı için Napolyon, “Yaptığım savaşlar içinde en feci olanıydı” demiştir. İki taraf toplam 80 bin civarında kayıp vermiştir.

nümüzde bu yerler de tarihi açık hava müzesi olarak kullanılmaktadır. Her yıl 7 Eylül’de burada bayramlar yapılır, festivaller düzenlenir, Borodino Savaşı’ndan sahneler canlandırılır, süvari geçitler izlenir ve askeri orkestralar konser verir. Bu bayramlara yerli ve yabancı savaş tarihi dernekleri katılır.

6. Moskova’ya 40 km. uzaklıkta, Dmitri Şose’sinde etrafını yabani otların bürüdüğü büyük bir bahçe ile tipik bir asilzade malikânesi olan “Marfino”nun bulunduğu romantik bir yer vardır. Malikâne’nin önündeki yapay gölün üzerine inşa edilen köprü, İngiliz şatolarını hatırlatan tarzda yapılmıştır. Ziyaretçileri kapıda beyaz taştan yapılmış grifonlar karşılar, ağaçların arasından kenarda duran kameriyeler ve çiftliğe ait iki XVIII. yy. kilisesi görülür.

7. Zvenigorod, tipik bir taşra şehridir. Oymalı pervazlarıyla ahşap evlerin etrafını bahçeler, bostanlar, eski taş yapılar, kiliseler ve müzeler çevirmiştir. Biraz ötede bir manastır vardır. Anton Çehov bir dönem Zvenigorod’daki şehir hastanesinde doktorluk yapmıştır. Bütün bunların dışında turistleri, özellikle de Fransızları buraya çeken şey, aslında bir efsanedir. 1812 yılında yani savaş zamanında, Napolyon’un üvey oğlu Prens Eugène, Zvenigorod civarında bulunan Savvino Storojeski Manastırı’nda bir gece konaklamış. Rüyasında yaşlı bir kadın ona kutsal Rus topraklarını lekelememesini emretmiş, emrine itaat ederse gideceği yere sağ salim varabileceğini, soyunun da bundan böyle Rusya’da yaşayacağını söylemiş. Gerçekten de öyle oldu. Rus çarı’nın kızıyla evlendi, böylece Beauharnais de Rusya’ya yerleşmiş oldu.

8. Yüz yılı aşkın bir zaman önce Moskova dolaylarındaki bu çiftlikte ünlü Rus yazar Anton Çehov yaşardı. Yazar, “Martı” adlı eserini burada yazmıştı. Masallardaki şatoları andıran merdivenli evin döşemeleri eski hali değiştirilmeden muhafaza edilmiştir. Yerdeki küçük halı ahşap döşemenin gıcırtısını biraz olsun azaltmaktadır. Öyle ki, baktığınızda sanki evde oturanların bir iki dakikalığına dışarı çıkmış, birazdan dönecekmiş olduğunu sanırsınız. Çiftliğin bahçesinde, bir zamanlar çalındığında ev halkının yemek için masaya toplandığı çan vardır. Burada ayrıca, bir gölet, Rus peyzaj ressamı Levitan’ın bir yapıtı, iki tarafı ağaçlarla kaplı romantik patika, patikanın kenarında da yeni yetişen bir karaağaç vardır. Ağaçların üstüne yuva yapmış sığırcıklar bile Çehov zamanından kalmadır. Yazarın hayattayken yaptığı gibi zelim çiçekliklere hala çiçekler dikilmektedir. Mehlivo, Çehov devrinin ruhunu hep içinde saklamıştır.

9. Moskova civarındaki Serpuhov’dan 12 km. uzakta, vahşi Avrupa öküzlerinin bir türü olan Avrupa bizonlarının yaşadığı Rusya’daki birkaç yerden biri bulunmaktadır. XX. yy.ın başına doğru nesli tükenen bu hayvanlara sadece hayvanat bahçesinde rastlanırdı. Rusya’da bu tür kuzey Kafkasya’da ve burada yani Prioks Açık Hava Müzesi’nde yeniden canlanmaktadır. Burada Avrupa bizonunun dışında, benekli geyikler, Rus desmanı, kunduzlar ve türleri nadir olan kuşları görmek mümkündür. Park dışındaki doğal alan taraçalarla Volga’nın en büyük koluna, Oka Nehri’ne uzanır. Nehrin kenarında iğne yapraklı ağaçların yerini bozkırda yetişen bitki toplulukları alır.

10. Eski Rus mimarisinin muhteşem örnekleri olan Moskova civarındaki en eski manastırlar Vısotski Zaçatyevski Rahip Manastırı ve Vladıçni Vvedenski Rahibe Manastırı, sevimli bir taşra şehri olan Serpuhov’u süsler. Bu küçük şehir, Rus tarihini ve kültürünü yansıtan eserlerle doludur. Beyaz taşlardan örülmüş kalenin kalıntıları, eski Posad kiliseleri çok şey ifade eder. Serpuhov ayrıca, burada koyun yününden üretilen Jakkard battaniyeleriyle meşhurdur.

11. Büyük Rus yazar Lev Tolstoy’un müzeye dönüştürülmüş çiftliği Moskova’nın neyindeki Tula Bölgesi’nde bulunmaktadır. Yazar bu topraklarda doğmuş ve yaklaşık 60 yılını burada geçirmiştir. Yıllar sonra da yine burada defnedilmiştir.

Yasnaya Polyana’da “Savaş ve Barış” ve ”Anna Karenina” adlı eserlerini kaleme almıştır. Tolstoy köylü çocuklara burada ders vermiş, pedagoji dergisi çıkarmış ve tarlada çalışmıştır. XIX. yy.ın sonunda Yasnaya Polyana,  Rus aydın sınıfın bir nevi manevi merkezi haline gelmiştir. “Büyük İhtiyar Adam”la görüşebilmek için ünlü ressamlar, yazarlar, bestekârlar ve Tolstoy’un felsefi öğretisini devam ettirenler buraya gelirlerdi. 

12. Moskova’dan 200 km. uzakta olan bu şehir eskiden beri silahlardan semaver yapımına kadar geniş bir yelpaze oluşturan maden işlemeciliğiyle meşhurdur. Tula’nın tarihi yerleri arasında şüphesiz daha I. Petro yıllarında kurulmuş olan Silah Müzesi de vardır. Dünyanın hiçbir yerinde bu müzenin bir benzeri daha yoktur. Müzede oklu yaylardan tutun da en modern atıcılık silahlarına kadar bir insanın sahip olabileceği bütün silahlar sergilenmektedir.

Pryanik sanatı Tula’da çok eskilerden beri mevcudiyet göstermektedir. Özel bir biçimde pişirilen Tula pryanikleri, hem lezzetli hem de zeldirler.

Tula’da armonika yapımı XIX. yy.da başlamıştır ve o nden itibaren Tula armonikaları bütün Rusya’yı dolaşmıştır. Yerli ustalar yabancı ülkelerde üretilen armonikaları geliştirmekle kalmamış, Rus halk enstrümanlarından oluşan hiçbir orkestranın onsuz yapamadığı modern armonikanın ilk örneğini, yani kendi ürünleri olan yeni bir enstrüman yaratmıştırlar.

13. Kulikovo tarlası, Moskova’dan 250 km. uzaklıktaki Tula Bölgesi’nde bulunan tarihi Açık Hava Müzesi’dir. 1380 yılının sonbaharında Don ile Nepriyadva’yı bağlayan kavşağın yanındaki büyük tarlada Rus birlikleriyle (drujinalarıyla) Altınordu askeri kuvvetleri arasında büyük bir muharebe yaşanmıştır. Bu olayın akabinde Rusya’nın yaklaşık 100 yıl Moğol-Tatar boyunduruğu altında yaşamış olmasına rağmen; Kulikovo Tarlası’nda kazanılan zafer, Rusların yabancı boyunduruğuna karşı savaşırken ne kadar çlü olduklarını idrak etmeleri bakımından büyük rol oynamıştır. Rus birliklerinin başındaki Prens Dimitri Donskoy, gerçek bir kahramandır. Rus ressamlarının, yazarlarının, şairlerinin ve bestekârlarının eserlerinin çoğu bu olayı konu almıştır. 

14. Moskova’nın kuzeyinden 70 km. uzakta olan Sergiyev Posad şehrinde eski Rus mimarisine ait bir eser olan Rus Ortodokslarının Merkezi Aziz Sergius Teslis Manastırı bulunmaktadır. XIV. yy.ın 30-40’lı yıllarında Sergiyev Padonejski tarafından kurulmuştur. Rusya’nın din filozoflarından Pavel Florenski şöyle yazmıştır: “Bu manastır, Rusya’nın tamamının sanatsal bir portresidir. Başka bir yerle kıyaslarken onu sadece bir fotoğraf karesi olarak değerlendirmek haksızlık olur… Burası sadece estetik bir yer değil, aynı zamanda tarihin ve milli ruhun hissedildiği bir yerdir.”

Manastır’ın etrafındaki ilk taş bina Teslis Katedrali’dir (1423). İçinde eski Rus resim sanatının en nadir koleksiyonuyla XV. yy.a ait bir ikonostas vardır. Önceden burada 1929’da Tretyakov Galerisi’ne verilmiş olan Andrey Rublov’un dünyaca ünlü “Teslis”i bulunuyordu. İkonostas’da onun için ayrılan yere bir taklidi konuldu.

Manastır’ın ana kısmında, şekliyle Moskova Kremlini’ndeki Katedral’i andıran ama boyut olarak ondan biraz fazla olan Yeniden Doğuş Katedrali bulunur (1585).

15. Aziz Rus Sergey Radonejski’nin çocukluk yılları Sergiyev Posad’ın yakınındaki bu küçük köyde geçmiştir. Ressam Mihail Nesterov’un “Varfolomey’e Görme cü” adlı tablosunda etrafın manzarasını da görebilirsiniz. Bu tabloda ileride Aziz Sergius teslis Manastırı’nı kuracak kişi olan küçük bir çoban tasvir edilmiştir. O zamanlarda Radonej, başka bir Prensliğin başkentiydi. Büyük Prens II. Vasili, 1446’da buradaki ahşap kalede Dimitri Şemyak’ın amcasının oğlu tarafından esir alındı ve gözlerine mil çekildi. Bu olaydan dolayı da ona “Karanlık” lakabı verildi.

16. Kolomna şehri, eski mimarinin, dini anıtların, kale kuleleri ve duvarlarının ilk zamanki haliyle muhafaza edilmiş kalıntılarının bulunduğu geniş ormanlık alandır. Buradaki dolaşmak, sizi kâh eski Rusya’nın şairane dünyasına; kâh XIX. yy.ın ticaret yıllarına götürür. 

17. Moskova’nın neyinde bulunan Rus şehri Ryazan, yakınlarda bulunan ve kendisiyle aynı ismi taşıyan daha eski bir şehrin geçmişte Moğollar ve Tatarlar tarafından yakılmış olmasına rağmen XIV. yy.dan beri tarih içindeki yolculuğunu sürdürmektedir.  nümüze kadar dokunulmadan kalmış birkaç eserden biri olan Başmelek Katedrali, mimari yapısı bakımından mükemmel bir eserdir. Ayrıca, şehrin yakınında bir kayadan kazılıp ortaya çıkarılan Yeraltı Manastırı bulunmaktadır. Ryazan toprakları, ünlü Rus şairi Sergey Yesenin ile sıkı sıkıya bağlıdır.